Ali Yüce

Ali Yüce, Türk şair ve araştırmacı. Toplumsal gerçekliği yansıtan şiirleriyle tanınan şair ((d. 1928, Hatay, ö. 29 Nisan 2015, Ankara).

Düziçi Köy Enstitüsü’nü bitirdikten (1951) sonra ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’nü yeterlik sınavlarını dışardan vererek bitirdikten (1961) sonra çeşitli liselerde İngilizce öğretmenliğini sürdürdü.

İlk şiiri 1956’da Yücel dergisinde yayımlandı. Daha sonraki şiirleri Yeditepe, Türk Dili, Soyut dergilerinde çıktı. İlk dönem şiirlerinde İkinci Yeni akımının etkisinde kaldı. Daha sonra toplumsal gerçekliğe yöneldi. , Yapısı, İşlevi (1975) adlı ilk kitabı, şiir anlayışını belirten yazılardan oluşuyordu. Bunu, ilk şiir kitabı (1976) ile romanı (1976) izledi. Halk Çağı’yla (1981) 1980’de ’nü, 1982’de Yeditepe Şiir Armağanı ve Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü, Şiir Sıcağı (1984) ile 1985’te ’nü aldı. Obür şiir kitapları arasında (1983), Antakya Çarşıları (1986) sayılabilir.

Cezire-i Mesnevi adlı yapıtıyla tanınan Osmanlı Şairi

 

Aç Ağzını Karanlık Abov

İşim gücüm bu benim
Sorguya çekmek gerçeği
Sevginin rüzgarı ak da
Savaşın bayrağı niçin kara
Bütün suçum bu benim
Evreni kucaklamak
Çözmek kör düğümleriSonra bildiğiniz gibi
Gecenin içine attılar beni
Kirden pasaktan gecenin
Ta dibine yuvarlandım
Sevindiler gerisin geri
Acıya öfkeye bulandım
Aç ağzını karanlık
Dişlerini sayacağım

Eğilip aldı beni yerden
Halk anam güzel anam
Yıkadı kirimi pasımı
Ağrımı acımı silkeledi
Toz alır gibi aldı öfkemi
Sıcacık et koynunda
Yıllarca ısıttıktan sonra
Yeniden doğur beni

Giydim yeni giysilerimi
Çıktım yeni bir yola
Yeni ayaklarımla yürüdüm
Yeni gözlerimle baktım dünyaya
Günaydın dedim yeni sesimle
Başı sevda dolu bir değa

İşim gücüm bu benim
Sorguya çekmek çirkinleri
Emeğin suyu ak da
Sömürünün değirmeni niçin kara
Bütün suçum bu benim
Tahta çıkarmak güzeli
Uygarlığı halklamak

İşte sabah oldu
Yum gözlerini karanlık
Eski bir ormanda ben
Yeni bir ağaçmış gibiyim
Aç gözlerin karanlık
Tepeden tırnağa ben
Çiçek açmış gibiyim

 

Abooov! Bu ne dönemeç, ne yokuş öyle
Antakya’dan yüzlerce yıl uzakta
Asarcık mı bu, Şeytanistan mı yoksa
Bir karanlık ki güneş girmeye korkar
Tanrı bile üşür yarattığını gördükçe.
16 yaşında koca kafalı bir çocuk
Kur’an’ı hatmetmiş, Molla Ali
İlkokulu dışarıdan bitirir, abooov!
Kele neyine gavur okulu, yetmez mi hocalığın
Gavur mu olucun bre yeğenim.
Molla Ali kaydolmuş enstitü mektebine
Vah yeğenim, oysa sen müftü bile olur idin
Aboov, gâvur bir öğretmen oluk bre kele
Bir de şair olmak istemez mi Ali Yüce
Ataç’tan aldığı öğütle
Öğrenir İngilizceyi kendi başına.
On yıl köy öğretmenliği… sonra
Gavurca öğretmeni Ali Yüce.
Abooov! Bir de şair oluk Gavur Ali
Bre kele inanmayan görsün, aha
kitapları: Halk Çağı, Şiir Sıcağı
Boyundan Utan Darağacı
Abooov! Daha ne çok kitap bre kele
Bir de Şeytanistan romanı var ya!
Hem şair, hem Atatürkçü, hem komonist
Ali Yüce…
Ben İzmir’den, Antakya’dan Maraş’tan,
Şurdan burdan, Selman
“Ne zaman seni ansam
Mavi bir gül olacak gökyüzü…”
Asi kol kola akacak içimde anılarla
Defneler her yerde barış kokacak
Sahi neden kokacak
Şairim, güzel öğretmenim!

No Responses

  1. Hüseyin Aktan Ekim 8, 2019

Sen de birkaç kelam et...

1 × 5 =

tr Turkish
X