Derin Bilgili Ansiklopedi

Andrea Mantegna

0

Andrea Mantegna, Rönesans sanatçısı tanımına tam anlamıyla uyan Kuzey İtalyalı ilk ressam ve oymabaskı ustası (d. 1431?, Vicenza yakınları, Venedik Cumhuriyeti – ö. 13 Eylül 1506, Mantova, Mantova Düklüğü).

Günümüze ulaşan en önemlı yapıtı bütünsel bir çevre havası yarattığı Mantova Düklük Sarayı’ndaki Camera Degli Sposi (Gelin Düklük Odası)resimleridir (1474).

Padova dönemi

Mantegna’nın doğal yete­nekleri çok küçük yaşta ortaya çıktı. On yaşlarında Padovalı Francesco Squarcione onu evlat edindi. Bir resim öğretmeni ve antika koleksiyoncusu olan Squarcione, yöredeki yetenekli gençleri atölyesine alıyor ve onların hizmetlerinden yararlanıyordu. Mantegna 17 yaşına gelince, kendi atölyesi­ni kurmak üzere Squarcione’nin yanından ayrıldı (1448). Aynı yıl aldığı bir sipariş üzerine gerçekleştirdiği Sta. Sofia Kilisesi altar panosu bugün kayıptır. Mantegna’nın bu resmi yaptığında 17 yaşında olduğunu imzasının yanına not etmesi, genç yaşta bu
kadar önemli bir siparişi almaktan duyduğu gururu gösterir.

Mantegna ertesi yıl Padova’da Eremitani Kilisesi’ndeki Ovetari Şapelı fresklerı üze­rinde çalıştı. Apsisin içinde betimlediği aziz figürleri (Petrus, Paulus ve Christophorus), onun daha sanat yaşamının başlarında bile Toscana yöresine özgü anıtsal figür anlayışı­m çok iyi özümsediğini gösterir. Sol duvarın en alt sırasında yer verdiği “Aziz Yakub’un Şehit Edilmesi” sahnesinde (1453-55) pers­pektifi alttan yukarıya doğru (di sotto in su) kurmadaki ustalığı ve Eski Roma yapıların­daki mimari öğeleri ayrıntılı ve doğru olarak betimlediği gözlenir. Perspektifte bakış noktasını kompozisyonun alt kenarı­nın da altında tutması, sahnenin izleyiciye olduğundan daha yüksek görünmesine,özellikle de zafer takının olağanüstü anıtsal bir görünüm kazanmasına neden olur.

Mantegna yanılsama deneylerini sağ du­varda Aziz Christophorus’un yaşamından iki sahneyi betimlediği kompozisyonda daha da ileri götürmüş, ön plana yerleştirdiği son derece gerçekçi bir sütunla iki sahneyi tek bir perspektif düzeni içinde birleştirmiş­tir. Bütün ayrıntılarıyla ince ince betimlediği sütun, sahneyi ikiye ayırırken, resimsel mekanın bütünüyle dışındaymış izlenimi uyandırır. S. Zeno Maggiore Kilisesi altar panosunda da benzer bir yanılsama deneyi görülür. Burada Mantegna panonun alt yarısındaki dört tane oyma pilastn üstte resim olarak yaptığı dört sütunla devam ettirmiştir. Böylece izleyicide, adeta bir tapınağın ön cephesini oluşturan sütunların arasından iç mekanı görüyormuş izlenimi uyanmaktadır. Mantegna’nın Ovetari Şape­li freskleri, “Meryem’in Göğe Çıkışı” ve “Aziz Christophorus’un Şehit Edilmesi” dışında, II. Dünya Savaşı sırasındaki bom­bardımanlarda yok olmuştur.


Mantegna’nın yaklaşık 10 yaşından 30 yaşına değin Padova’da yaşaması, bu kent­ten büyük ölçüde etkilenmesine yol açmıştı. Padova, Kuzey İtalya’da hümanizmin ilk merkeziydi. 1222’de kurulan üniversitesi önemli bir tıp, felsefe ve matematik okuluy­du. Gerek İtalya’nın öbür kentlerinden, gerekse başka Avrupa ülkelerinden gelen sayısız bilim adamı kente canlılık ve ulus­lararası bir hava katıyordu. Mantegna’nın burada birçok Antik yağ uzmanı, hümanist ve bilim adamıyla dostluk kurduğu belgeler­den anlaşılmaktadır; dolayısıyla entelektüel açıdan bu tür kişilerle kaynaşan ilk Röne­sans sanatçısı olarak görülür. Mantegna yaşam biçimiyle de 16. yüzyılın başlarındaki ideal sanatçı tipinin oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Padova’daki ortam, Mantegna’nın klasik dünyaya bakış açısını biçimlendiren önemli bir etkendi. Onun antik yapılan daha yetkin bir biçimde betimleyebilmek için yaptığı araştırmalar ve geliştirdiği yeni anlatım, 1450’lerin ortalarında birçok Kuzey İtalyalı ressamla heykelcinin ortak dili oldu. Man­tegna ayrıca Roma sanatındaki görkemin altında yatan güçleri ve anlamlan da sezmişti. Ovetari Şapeli’ndeki “Aziz Yakub Herodes’in Önünde” ve “Aziz Yakub’un Şehit Edilmesi” sahneleriyle iki ayrı Aziz Sebastian resminde (Sanat Tarihi Müzesi, Viyana ve Louvre Müzesi, Paris) azizlerin çektiği acılan büyük bir ustalık ve duyarlı­lıkla işleyerek Hıristiyan dünyasıyla pagan dünya arasındaki kültür çatışmasını ve bu iki dünyanın birbirinden kopmasını yansıt­mıştı. O dönemde antik dünyadan kopma duygusunu yenmenin tek yolu, antik yapıla­rın ve heykellerin dilini incelemek ve yeni­den canlandırmak olarak görülüyordu. Çev­rede Roma kalıntılarının bulunması da söz konusu kopukluk ve kültürel kayıp duygu­sunu güçlendiriyordu. Antik biçimleri ay­rıntılarıyla betimleyen ve bunların yaratıl­masına yol açan siyasal ortamı sezgileriyle kavrayan Mantegna 15. yüzyıl ortalarında antik sanatı canlandırma hareketine büyük ivme kazandırdı.

Mantegna’nın 1447’de gittiği Venedik’te, Floransalı Andrea del Castagno’nun San Zaccaria Kilisesi fresklerini (1442) gördüğü anlaşılmaktadır. Toscana’ya özgü anıtsal figür üslubunu yansıtan bu resimlerden büyük ölçüde etkilenmişti. 1453’te de Vene­dik’te Jacopo Bellini’nin kızıyla evlenip bu kentle bağlarını daha da pekiştirmişti. Belli­ni’nin perspektif çalışmalarına ve fantastik mimari betimlemelerine eskiden beri ilgi duyuyordu. Bu nedenle Venedik’te Belli­niler’in atölyesine katılması beklenirken o bağımsız olmayı yeğleyerek Padova’ya döndü. Donatello orada S. Antonio Kilisesi altar panosu üzerinde çalışıyordu. Bu dö­nemde Mantegna en çok Donatello’dan etkilendi. 1490’lara değin yapıtlarında Do­natello’nun heykellerini anımsatan sert, hatta metalik yüzeyler kullandı.

Mantova dönemi

Mantegna 1459’da Man­tova markisi Ludovico Gonzaga’nın hizmetine girdi. 1466-67 yıllarında Floransa ve Piza’ya gitti. Orada Donatello’nun, Fra Filippo Lippi’nin, Paolo Uccello’nun ve Andrea del Castagrto’nun yapıtlarını yeni­den inceledi. “İsa’nın Sünnet Edilmesi” ve “Aziz George” (y. 1455-60, Venedik Aka­demisi) gibi küçük boyutlu resimlerinin en önemlilerini gerçekleştirdi.

Gonzaga, arada aksatmakla birlikte, Man­tegna’ya belli bir aylık ödüyordu. Mantegna günümüze ulaşan en önemli resimlerini (Gelin Odası) bu dönemde yaptı. Perspektif ilkelerini ilk kez kullanan erken 15. yüzyıl ressamları iki boyutlu bir resimsel mekan üstünde çalışıyorlardı. Oysa Mantegna Ge­lin Odası’nda tavanı ve dört duvarı da içine alan bütüncül bir mimari şema kurdu ve yanılsatma yoluyla üç boyutlu bir resimsel mekan oluşturdu. Odanın aslında düz olan tavanına, parmaklıklarla çevrili bir tepe deliği (oculus) çizerek kubbemsi bir etki kazandırdı. Parmaklıkların kenarına sırala­dığı çocuk melekler (putti) ve kadın figürle­rinde çarpıcı bir kısaltım(*) uyguladı. Tepe deliği odanın düşey eksenini oluşturuyor, dolayısıyla tam altında duran izleyici çevre­nin tümünü bütünsel bir mekan olarak algılayabiliyordu. Bu resim erken Röne­sans’ın yanılsama etkisi yapan, alttan yuka­rıya doğru bakılarak izlenmek üzere çizilmiş tavan bezemelerinin en güzel örneğiydi; ama 15. yüzyıl boyunca bunu başka kimse denemedi. Correggio(*) 16. yüzyılın başlarında Parma’da gerçekleştirdiği kubbe bezemelerinde bu yöntemi yetkinleştirdi. Man­tegna’nın bütünsel mekan anlayışı da ancak 17. yüzyılda Giovanni Lanfranco ve Andrea Pozzo gibi barok ustalarca yeniden uygu­landı.

Mantegna, Gonzaga’nın sarayında kendi­ne saygın bir yer edinmişti. 1478’de önce koruyucusu, ardından da atölyesini devret­meyi umduğu oğlu Bernardino öldü. Mali durumu öylesine bozuldu ki, 1484’te Loren­zo de’ Medici‘den yardım istemek zorunda kaldı, hatta Floransa’ya taşınmayı bile dü­şündü. Ludovico’nun yerine geçen oğlu Federico’nun da birkaç yıl sonra ölmesi üzerine, 1484’te II. Francesco başa geçti ve Mantegna’nın durumu yeniden düzelmeye başladı.

Mantegna’nın Gonzaga ailesi için yaptığı resimlerin birçoğu zaman içinde kaybolmuş, geriye yalnızca Roma’nın zaferlerini kutla­mak için düzenlenen geçit törenlerini can­landırdığı yedi resminden parçalar ve “Cae­sar’ın Zaferi” (baş. y. 1486, Hampton Sarayı, Londra) adlı yapıt kalmıştır. Yeni patronu Francesco’nun Antik Çağ hayranlı­ğını yansıtan bu resimler, Mantegna’nın geç döneminin en önemli ürünleridir. Eski Ro­ma ‘nın törensel gücünü görkem ve renkle birleştiren bu resimler, büyük olasılıkla Papa VIII. Innocentius’u etkilemişti. Man­tegna 1488-90 arasında Roma’daki Belvede­re Sarayı’nda papa için özel bir şapelin (1780’de tahrip oldu) duvar resimlerini yaptı.

Mantegna sağlığının bozulmasına ve yaşı­nın ilerlemesine karşın, yaşamının son yılla­rını yoğun bir çalışma temposu içinde geçirdi. 1495’te Francesco, Fornovo Çarpış­ması’nın anısına Mantegna’dan bir resim istedi. Mantegna’nın bu istek üzerine yaptı­ğı “Zafer Madonnası” (1495; Louvre Müze­si, Paris), Isabella d’Este ile Francesco’nun evliliğinin anısına yaptığı “Parnassus” (1497, Louvre Müzesi, Paris) ve Isabella için Mantova sarayında mitolojik konulu fresklerle bezediği bir oda son çalışmaları oldu. Ölümüyle yarım kalan bir resmini de Gonzaga sarayında yerini alan Lorenzo Costa bitirdi.

Mantegna için Mantova’daki S. Andrea Kilisesi’nde bir mezar odası ayrıldı. Duvar­lan fresklerle bezeli odanın kubbesini bir olasılıkla Correggio yaptı. Böyle büyük bir kilisede mezar odası ayrılarak onurlandırı­lan bir başka 15. yüzyıl sanatçısı olmadı.

Mantegna’nın yapıtların­daki antik öğeleri Giovanni Bellini ve Albrecht Dürer gibi Rönesans sanatçıları örnek aldılar. Özellikle Mantegna’nın altar panolarında uyguladığı yanılsatma yöntem­leri ile fresklerinde görülen bütünsel mekan anlayışı ve kısaltım tekniklerinin etkisi re­sim sanatında 300 yıl sürdü.

Resim. “Bahçede Acı Çekme” (y. 1450, Ulusal_ Galeri, Londra), “Meryem Ana, Uyuyan Çocuk İsa’yla Birlikte” (y. 1450, Prusya Kültür Varlıkları Devlet Müzesi, Batı Bertin), “Tahtta Oturan Madonna Azizler ile Birlik­te” (1456-59, S. Zeno Maggiore Kilisesi, Verona), “Çarmıha Geriliş” (y. 1459, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana), “Çobanların Tapınması” (y. 1460, Metropo­litan Sanat Müzesi, New York), “Kardinal Lodovico Mezzarota’nın Portresi” (y. 1460, Prusya Kültür Varlıkları Devlet Müzesi, Batı Berlin), “Meryem A_na’Il!n Ölümü” (y. 1465, Prado Müzesi, Madrid), “Olü Isa’ya Yas” (y. 1475?, Brera Resim Galerisi, Milano), “Mağaralar Madonnası” (y. 1484?, Uffizi Galerisi, Floransa), “Aklın Kötülüğü Yenmesi” (1502, Louvre Müzesi, Paris). Oymabaskı. “Deniz Tanrılarının Sav?şı” (y. 1490), “Madonna ve Çocuk Isa” (y. 1490), “Isa’nın Mezara Konması” (1490’lar)

 

Leave a comment
tr Turkish
X