Emil Ludwig

Emil Ludwig, tarihi kişiler hakkında araştırmaları ve yazdıkları biyografilerle tanınan Alman yazar (d. 25 Ocak 1881, Breslau (bugün Wrocfaw, Polonya|J, Almanya ö. 17 Eylül 1948, Ascona yakınları, İsviçre).

Hukuk öğrenimi gördü. Yirmi beş yaşında oyunlar ve şiirler yazmaya başladı. sırasında bir Alman gazetesinin yurt dışı muhabiri olarak çalıştı. 1918-19’da Diana (2 cilt) adlı romanı yayımlandı. 1920’de de ilk yaşam öyküsü Goefhe çıktı. Ludwig bu yapıtıyla, yaşam öyküsü yazılan insanın kişiliğinin vurgulandığı yeni okulun bir temsilcisi olarak öne çıktı. Daha sonraki yapıtları değişik tepkilerle karşılaştı. Ludwig’in Türkçeye çevrilen yapıtları arasında Napoleon (1925, Napoleon, 1972), Bismarck (1926, , 1932), İsa’nın yaşamı üzerine son derece tartışmalı bir yaşam öyküsü olan Der Menschensohn (1928, Ademoğlu. Bir Peygamberin Tarihi, 1930), Mussolinis Gesprâche mit Emil Ludwig (1932, , 1932), Cleopatra (1937, Kleopatra, 1944), Stalin (1945, Stalin, 1945) vardır. Ludwig ayrıca Rembrandt, II. Wilhelm, Atatürk, Michelangelo, Lincoln, Schliemann, Hindenburg, Roosevelt, Simön Bolivar, Beethoven gibi ünlü tarihsel kişilerin yaşam öykülerini de yazmıştır. Othello (1947) adlı yapıtı ise Shakespeare’in trajedisinin düşsel bir tarzda yeniden ele alınışıdır.

 

Sanat tarihinin en büyük sahtekârı olarak bilinen Hollandalı sanatçı

 


EMIL LUDWIG’İN KALEMİNDEN ‘ATATÜRK’

Ankara’ya niçin geldiğimi soruyorsunuz. Önce, büyük kurtarıcınız Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri’ni görmek için geldim. Çünkü zamanımızın hemen bütün devlet adamlarını tanımak isterim. Bundan başka, Birinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye’ye gelmiştim. Dostlarım bana daima ülkenizde beş-altı yıl içinde meydana getirilen büyük ve hayrete değer ilerlemelerden ve medeniyet eserlerinden bahsettiler. Bunları yerinde görmek ve incelemek istedim.

Ülkenizi ziyaret ederken İtalya’da gördüğüm bir tabloyu hatırladım. Ünlü. bir ressam tarafından yapılan tablonun üzerine bir başka resim yapılmıştı. Fakat genç bir ressam, yeni yapılan resmi kazımış ve altında bulunan gerçek tabloyu meydana çıkarmıştı.

Türk milletinm yeteneklerini, ilerlemeye ve medeniyete karşı olan kabiliyetlerini temsil eden tablo, sultanlar devrinde, aldatıcı diğer resimle örtülmüştü. O büyük adam gelmiş, sonradan yapılan resmi hayret verici bir hünerle kazımış ve Türk milletinin gerçek yeteneklerini meydana çıkarmıştır.

Pek hasta olan ve sonradan yeni bir hayat ve kudret kazanan bir milletin manzarasını görmekten daha güzel bir hal düşünülemez. Beni, bilhassa meydana getirilen bu yeni değişiklikler hayrette bıraktı. Türkiye’yi ilk ziyaret ettiğim İstanbul’da iki Türkçe kelime öğrenmiştim; “Çabuk” ve “yavaş”… Eski devir pek “yavaş” gidiyordu ve o zaman arabacılara çabuk demek zonmdaydım.

Bu defa ki ziyaretimde öyle bir hıza tanık oldum ki, şoföre “yavaş” demek zorunda kaldım.

Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri bana, Goethe’nin bir sözünü hatırlattı;

“İnsanlar aynı zamanda düşünürler ve harekete geçene»

Gazi ile konuşma o kadar kıymetlidir ki, bunu kelimelerle anlatmaya imkân yoktur. Bütün dünya, Gazi’nin yalnız çalışmalarını bilir. Fakat ben, kendileriyle görüşürken dünyanın bilmediği diğer büyük özelliklerini keşfettim: Gazi Hazretleri. çalışkan oldukları kadar da bir fîkir adamı idiler.

Bütün Dünyada Atatürk, Muzaiîer Ender, s. 39-40

Sen de birkaç kelam et...

Select Language