Derin Bilgili Ansiklopedi

Ernst Lubitsch

0

Ernst Lubitsch, incelikli töre komedileriyle tanınmış Alman asıllı ABD’li sinema yönetmeni (d. 28 Ocak 1892, Berlin, Almanya – ö. 30 Kasım 1947, Hollywood, ABD).

Oyunculuk öğrenimi gördü ve 1911’de ünlü Alman tiyatro yönetmeni Max Rein­hardt’ın topluluğuna girdi. Bir süre küçük roller aldıktan sonra, I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde tek makaralık komedi filmlerinde oyunculuk ve yönetmenlik yap­maya başladı. 1915-18 arasında 12 kısa komedi filmi yaptı. Savaş sonrasında çektiği zengin kostümlü filmleri, ülke dışmda gös­terilen ilk Alman filmleri oldu. Özellikle yenilikçi kamera kullanımıyla övgü topla­yan bu filmlerin en önemlileri arasında Madame Du Barry (1919), Sumurun (1920), Anna Boleyn (1920) ve Das Weib des Pharao (1921; Firavunun Kansı) yer alıyordu.

Ernst Lubitsch, Die PupRe (1919; Bebek) ve Die Austernprinzessin (1919; İstiridye Prensesi) adlı komedileriyle yönetmen olarak kendini kabul ettirmişti. 1923’te, gösterişli Hollywo­od yapımı Rosita’da (1923) Mary Pickford’u yönetmesi istendi. Böylece Lubitsch ABD’ ye göç eden ilk önemli Alman yönetmen oldu ve kazandığı başarı üzerine birçok başka sanatçı da aynı yolu izledi. Lubitsch bundan sonraki beş yıl boyunca, kendi adıyla anılacak olan belirgin bir üslup geliştirdi. İroniyle zarif nükteleri birleştiri­yor ve ortaya cinsel imalarla yüklü incelikli bir komedi çıkarıyordu. Bu tarzdaki ilk yapıtları arasında, Forbidden Paradise (1924; Yasak Cennet), dekor tasarımı alanı­na büyük yenilikler getiren The Marriage Circle (1924; Evlilik Çemberi), Lady Win­dermere’s Fan (1925; Lady Windermere’in Yelpazesi), Kiss Me Again (1925; Bir Daha Öp Beni) ve So This Is Paris (1926) gibi sessiz komediler yer alıyordu.

Ernst Lubitsch TO BE OR NOT TO BE 1942

Lubitsch, The Love Parade (1929; Aşk Resmi geçidi) ve Monte Carla (1930) adlı ilk sesli filmlerinde, kamerayı ses geçirmez kutusundan çıkarmış, sessiz çekim yapıp filmleri sonradan seslendirmişti. 1930’lardaki Maurice Chevalier ve Jeanett’e Mac­Donald’lı müzikallerinde de şarkıları olay akışının doğal bir parçası olarak kullanan ilk yönetmen oldu. Özellikle parlak kamera çalışmalarıyla dikkatleri çeken başka türde filmleri olduysa da, Lubitsch’in asıl başarısı komedi alanındaydı.

Marlon Brando’nun beyazperdeye taşıyan yönetmen

 

Bunlar arasında The Merry Widow (1934; Şen Dul), Ange/ (1937; Melek), Ninotchka (1939; Gülmeyen Ka­dın), The Shop Around the Corner (1940; Köşe Başındaki Dükkan), That Uncertain Feeling (1941; O Belirsiz Duygu), To Be or Not to Be (1942; Olmak veya Olmamak), Heaven Can Wait (1943; Cennet Beklesin), Cluny Brown (1946; Aşka Dönüş) ile ölümü üzerine Otto Preminger tarafından tamam­lanan That Lady in Ermine (1948; Beyaz Kürklü Kadın) sayılabilir.

Hermann G. Weinberg’ün The Lubitsch Touch (Lubitsch Tarzı) adlı kitabı 1968’de yayımlanmıştır.

Leave a comment
tr Turkish
X