Lut Gölü

Lut Gölü veya , yeryüzünün en alçak ve üçüncü en tuzlu gölü.

İsrail ile Ürdün arasında, deniz düzeyinin yaklaşık 400 m altında yer alan tuz gölü. Yeryüzündeki en alçak su kütlesini oluşturur. Kuzey yarısı Ürdün’e ait, güney yarısı ise Ürdün ile İsrail arasında paylaşılmıştır. 1967 Arap-İsrail Savaşı’nda bütün batı kıyısını işgal eden İsrail ordusu savaştan sonra buradan çekilmemiştir. Lut Gölü batıdaki Yahuda Tepeleri ile doğudaki Mavera-i Ürdün Platoları arasında 80 km kadar uzanır. En geniş yerinde 18 km’ye ulaşır. Kapladığı alan 910 km2, en derin noktası ise 390 m’dir. Şeria Irmağı göle kuzeyden girer. Doğu yakasındaki el-Lisan  Yarımadası, gölü iki havzaya ayırır. Yüz ölçümü 690 km2 olan kuzey havzası 39,5 m derinliğe ulaşır. Güney havzası daha küçük ve daha sığdır; 220 km lik bir alanı kaplar ve derinliği genelde 3 m’nin altında kalır. 8. yüzyıla değin yalnızca kuzey havzasında yerleşim bulunan göl, bu dönemde 20. yüzyılın sonlarındaki düzeyinden yaklaşık 44,5 m daha aşağıdaydı. 1896’da deniz düzeyinin 389 m altına kadar yükseldiyse de 20. yüzyılda alçalmaya başladı. 1935-63 arasındaki ve 1970’ten sonraki alçalma yaklaşık 3,9-4 m’yi buluyordu.

Ölü Deniz adı, Helenistik dönemden (İÖ 323-10 30) bu yana kullanılmaktadır. Kitabı Mukaddes’te adı İbranilerin atası Hz. İbrahim’in döneminden ve ve ’nın (Eski Ahit’e göre kötülükleri nedeniyle göklerden gelen ateşle yıkılan iki kent. Bu kentlerin bulunduğu yerler günümüzde gölün güney kesiminde sular altındadır) yıkılmasından sonra geçer.

İsrail kralı Davut ve daha sonra Yahuda kralı (Büyük) gölün ıssız ırmaklarında saklandılar. İÖ 40’ta Partlar Kudüs’ü kuşatınca , Mesada’daki kalede kendini korumaya çalıştı. Mesada, kenti savunan Yahudi savaşçıların topluca kendilerini öldürmesiyle sonuçlanan üç yıllık bir kuşatmaya sahne oldu. Romalılar IS 73te bu kaleyi yıktılar. Lüt Gölü Ruloları olarak bilinen dinsel yazıları geride bırakan Yahudi tarikatının üyeleri, gölün kuzeybatısındaki mağaralarda saklandılar.

Lut Gölü, Doğu Afrika Rift Vadisinin kuzey uzantısı olan 560 km uzunluğundaki Ürdün-Lut Gölü Çukurunun en alçak kesiminde bulunur. Ürdün-Lut Gölü Çukuru birbirine koşut iki jeolojik kırık (fay) arasında kalan bir çöküntü alanıdır. Gölden bakıldığında Moab Platosunun kenarı boyunca uzanan doğudaki kırık, daha yumuşak bir çizgi izleyen Yahuda kıvrımını belirleyen batıdaki kırığa göre daha kolay görülür.

Çukurun oluşmasından önceki Jura ve Kretase (Tebeşir) dönemlerinde (y. 190-65 milyon yıl önce) Akdeniz’in suları Suriye ve Filistin’i de kaplıyordu. Miyosen Bölüm (Yy.26-7 milyon yıl önce) sırasında deniz tabanının yükselmesi, yukarıya doğru kıvrılan Mavera-i Ürdün Tepelerini ve Filistin’in iç kesimindeki sıradağları ortaya çıkararak Lüt Gölü Çöküntüsünü oluşturan kırıklara neden oldu. O dönemde Lut Gölünün bugünkü büyüklüğünde olduğu sanılmaktadır. Pleyistosen Bölüm (Yy. 2,5 milyon-10 bin yıl önce) sırasında göl bugünkü düzeyinden 210 m daha yukarıya çıktı. Böylece kuzeyde Hula Vadisi bölgesinin 320 km ötesine, güneyde de bugünkü sınırının 64 km ötesine uzanan geniş bir iç deniz oluştu. Ama dağlık Necef bölgesinin doğudaki bir uzantısı boyunca akan Vadiü’l-Araba (ha-Arava) adlı mevsimlik suyolunun en yüksek kesiminde bulunan 30 m’lik bir yükselti iç deniz sularının taşarak Akabe Körfezine dökülmesini önledi.

Yaklaşık 2,5 milyon yıl ya da daha az bir zaman önce, göle dökülen su miktarının artmasıyla şeyl, kil, kumtaşı, kayatuzu ve alçı taşından oluşan kalın bir tortu katmanı çökeldi. Daha sonra oluşan kil, marn, yumuşak tebeşir ve alçı taşı katmanları kum ve çakıl katmanları üzerine oturdu. Buharlaşmayla kaybedilen suyun yağışların getirdiğinden daha fazla olması nedeniyle son 10 bin yılda giderek küçülen göl, zamanla bugünkü biçimini aldı. Bu arada Lut Gölü vadisini kaplayan 1,5-6,5 km kalınlığındaki çökeller de açığa çıktı.

ve Sedom (eskiden Sodom) Dağı, yer kabuğunun hareketleri sonucu ortaya çıkan oluşumlardır. Sedom Dağının sarp kayalıkları gölün güneybatı kıyısından yükselir. El-Lisan aralarında kum ve çakıl katmanları bulunan kil, marn, yumuşak tebeşir ve alçı taşı katmanlarından oluşur. Gerek el-Lisan, gerekse vadinin batı tarafında bulunan, aynı malzemeden oluşmuş yataklar doğu yönünde eğimli bir yapı gösterir. ve el-Lisan’ın yükselmesinin Lut Gölüne güneyde bir set kazandırdığı kabul edilir. Daha sonra bu setin batı yarısını aşan sular, bugün güney uçta yer alan sığ bölümü oluşturmuştur.

Lüt Gölü bir çöl alanıyla çevrili olduğundan yağışlar az ve düzensizdir. El-Lisan’a yılda yaklaşık 65 mm, Sedom’a ise yalnızca 50 mm kadar yağış düşer. Yüksekliğin çokdüşük olması ve vadinin korunaklı konumu nedeniyle kışlar ılık ve yumuşak geçefs Ocak ayı sıcaklık ortalaması Sedom’da 17 C, kuzey uçta ise 14 C’dir. Sıcaklığın 0 C’nin altına düştüğü görülmemiştir. Yaz mevsiminde ise yüksek sıcaklar görülür. Sedom’da ağustos ayı sıcaklık ortalaması 34 C’ye, en yüksek sıcaklık 51 C’ye ulaşır. Göl sularındaki buharlaşma yılda 1.375 mm’yi bulur ve genellikle yüzeyde yoğun bir sis tabakasının oluşmasına yol açar. Gölü besleyen ırmaklar üzerindeki nem oranı, yüzde 45-65 (mayıs ve ekim) arasında değişir. Görece bir süreklilik gösteren yerel rüzgârlar, sabahları her yönde, geceleri ise gölün merkezine doğru eserler.

Konya’da, Anadolu Selçuklu veziri Sahib Ata Fahreddin Ali’nin yaptırdığı cami, türbe, hankâh ve hamamdan oluşan külliye
Lut Gölünden Çıkartılan Tuzdan Heykeller

 

Kış ve ilkbahar aylarında yükselen Şeria Irmağının debisi yılda ortalama 540 milyon m3’tür. Ürdün’den gelen ve yıl boyunca akan dört küçük akarsu, derin boğazlardan geçerek göle ulaşır. Bu boğazlar Vadiü’l-zaymi, Vadiü’z-Zerka Main, Vadiü”l-Mevcib ve Vadiü”l-Hasa’dır. Çevredeki yükseltilerin yanı sıra Vadiü’l-Araba çöküntüsünden doğan dereler, mevsimlik yataklarda aralıklı olarak ve kısa sürelerle akar. Sıcak kükürt kaplıcaları da ırmakları besler. Yaz aylarındaki buharlaşma ile özellikle kış ve ilkbahar aylarında artan su girişi gölün düzeyinde 30-60 cm arasında değişen mevsimlik oynamalara yol açar.

Lut Gölünün suları aşırı tuzludur, tuz yoğunluğu dibe doğru artar. Aslında gölde iki farklı su kütlesi vardır. Yüzeyden 40 m derinliğe kadar olan kesimde sıcaklık 19C – 37C arasında değişir ve tuzluluk oranı binde 300’e yaklaşır. Bu kesimdeki sular özellikle sülfatlar ve bikarbonatlar bakımından zengindir. 40-100 m arasındaki geçiş bölgesinin aşağısında kalan daha derin sularda sıcaklık yaklaşık 22 C’dir ve değişkenlik göstermez. Tuzluluk oranı daha yüksek (yaklaşık binde 332) olan bu sular, kükürtlü hidrojen gazının yanı sıra yüksek yoğunlukta magnezyum, potasyum, klor ve brom içerir. Derin sular, dibe çökelen sodyum klorüre doymuş durumdadır. Alt bölümdeki sular fosilleşmiştir, yani çok tuzlu ve yoğun oldukları için sürekli dipte kalırlar.

Tuzlu suyun yoğunluğu yüksektir, gölde yüzenler kolayca su yüzeyinde kalırlar. Şeria Irmağının tatlı suyu da yüzeyde kalır. Irmak sularının çamurlu rengi, ilkbaharda ırmağın göle döküldüğü noktanın 48 km güneyine kadar izlenebilir.

Göl sularının aşırı tuzlu olması, bakteriler dışında bitki ve hayvan varlığına olanak tanımaz. Şeria Irmağının ve daha küçük derelerin getirdiği balıklar hemen ölür. Irmak boylarındaki bitki örtüsü dışında tuzlu ya da alkali topraklarda yetişen halofitlere rastlanır.

Lut Gölü, çok büyük bir tuz rezervidir. Tuz yatakları özellikle güneybatı kıyısı boyunca uzanan Sedom Dağında bulunur. Bölgede tuz çıkarımının geçmişi eski çağlara değin iner.

 

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language