Magna Carta

“Büyük Berat”, ’un 1215’te iç savaş tehdidi altında uyruklarına tanıdığı özgürlükleri içeren, 1216, 1217 ve 1229’te bazı değişikliklerle yeniden çıkarılan berat. İngiltere tarihinde önemli bir dönüm noktasına eşlik eden ve dönemin ağır toplumsal ve siyasal koşulları nedeniyle halkın bilincinde benzersiz bir yer edinen Magna Carta, döneminin somut koşulları içinde daha çok büyük soyluların kral karşısındaki özerkliklerini koruma ve pekiştirmeyi amaçlıyordu. Ama bunu genel bir özgürlük ve özerklik anlayışına dayandırdığı için zamanla baskıya karşı bir simge ve mücadele bayrağı durumuna gelmiş, kuşaklar boyunda özgürlüklerin bir güvencesi olarak yorumlanmıştır. İngiltere’ de Haklar Dilekçesi (1628) ve (1679), Magna Carta’nın 39. maddesinde yer alan “hiçbir özgür kişi, kendi denklerinin hukuken geçerli bir hükmü ya da ülke yasalarının gerektirdiği durumlar dışında tutuklanamaz, hapse atılamaz, mallarından ve yasal haklarından yoksun bırakılamaz” biçimindeki hükme gönderme yapar. ABD Anayasası’nda ve eyaletlerin temel yasalarında Magna Carta’dan dolaysız izler taşıyan düşünce ve cümleler yer alır.

İngiltere’nin daha önceki kralları I. Henry, Stephen ve II. Henry de çeşitli beratlarla baronlarına taahhütlerde bulunmuş ve ayrıcalıklar tanımışlardı. Ama bunlar kraldan zorla alınmadıkları gibi çok genel ifadeler içermekteydi. Üstelik, 12. yüzyılda yönetim sisteminin düzenli olarak gelişmesi baronların taht karşısındaki konumunu zayıflatmış bulunuyordu. III. Haçlı Seferi’nin ve Kutsal Roma-Germen imparatoru VI. Heinrich’in tutsak aldığı I. Richard için istediği fidyenin zorunlu kıldığı ağır vergilendirme, zamanla kralları güç duruma düşürdü. Tahtına bir rakip çıkması ve Fransızların Normandiya topraklarına saldırması nedeniyle konumu zayıflayan John 1199, 1201 ve 1205’te baronların “haklarını” tanımak zorunda kaldı. Normandiya’yı yitirdikten (1204) sonra ise zorla topladığı para miktarını daha da artırdı ’la çatışması sırasında (1208-13) İngiliz Kilisesi’nden ağır vergiler aldı. Canterbury başpiskoposu Stephen Langton, vergilere tepki duyan baronlara yol göstererek, krala onaylatmak üzere feodal hakları güvence altına alan ve yeni dilekler içeren bir belge hazırlamalarını sağladı. Baronlann üzerinde anlaşmaya vardığı belge Windsor yakınlarındaki Runnymede’de yapılan görüşmede son biçimini alarak 15 Haziran 1219’te John tarafından mühürlendi.

Magna Carta, bir bütün olarak yazılmasına karşın, eskiden beri bir giriş ve 63 maddeden oluştuğu kabul edilir. Metnin içeriği bakımından ise dokuz bölüme ayrılır. Kiliseyle ilgili olan birinci bölüm, bu kurumun “özgür” olması gerektiğini vurgular. İkinci bölüm, doğrudan tahttan toprak alan feodal beyleri ilgilendiren hakları içerir. Üçüncü bölüm, bu en üst feodal beylere bağlı kiracıların da benzer haklardan yararlanmasını güvence altına alır. Dördüncü bölüm kentler, ticaret ve tüccarlarla ilgili hükümleri kapsar, Beşinci bölüm hukuk ve yargı alanındaki reformları, altıncı bölüm de kraliyet memurlarının denetimini ele alır. Yedinci bölüm krallık ormanlarıyla, sekizinci bölüm John’un yabancı paralı askerlerinin azledilmesi gibi ivedi konularla ilgilidir. Kralın berata bağlı kalmasını güvence altına almayı amaçlayan son bölüm, 25 barondan oluşan bir kurula beratı ciddi biçimde ihlal ettiğinde, krala savaş açma hakkını verir.

John’un ölümünden sonra küçük yaşta kral olan II. Henry’nin danışmanları, yalnızca 1215’in siyasal koşullarıyla ilgili konuları dışarıda bırakarak, 1216 ve 1217’de beratı yeniden yayımladılar. Ormanlarla ilgili maddeler, 1217’de ayrı bir orman beratı olarak düzenlendi. III. Henry erginlik çağına vardığı 1225’te büyük ölçüde 1217’deki metne bağlı kalarak beratı yeniden çıkardı. Bir süre sonra beratı değişen koşullara göre yeniden düzenleme çabalarından vazgeçildi. II. Henry tarafından 1264’te yeniden yayımlanan ve I. Edward tarafından 1297’de “incelenerek” yasa siciline kaydedilen berat, zamanla yürürlükteki bir yasa metni olmaktan çok, temel ilkelerin yer aldığı bir kaynak durumuna geldi. 1219teki beratın günümüze ulaşan dört “aslından” ikisi Lincoln Katedrali ve Salisbury Katedrali’nde, kalan ikisi de British Museum’dadır. 1216, 1217 ve 1225 beratları da Durham Katedralinde saklanmaktadır.

II. Haçlı Seferi kime karşı yapılmıştır?

Magna Carta Beratı Tam Metin

Tanrı’nın inayetiyle İngiltere kralı, İrlanda lordu, Normandiya ve Akitanya dükü ve Anjou kontu John; başpiskoposlarını, piskoposlarını, başkeşişlerini, kontlarını, baronlarını, yüksek yargıçlarını, ormancılarını. şeriflerini (shire-reeve), kâhyalarını, idarecilerini, yargı görevlilerini ve sadık tebasını selamlar. Bilesiniz ki, Tanrı’ya duyduğumuz saygıdan yola çıkarak, kendi ruhumuzun ve bütün atalarımızla ardıllarımızın ruhlarının selameti, Tanrı’nın ululuğu, kutsal kilisenin yüceltilmesi ve krallığımızın düzene konması için; saygıdeğer pederlerimiz Canterbury başpiskoposu, İngiliz Kilisesi’nin başı Kardinal Stephen, Dublin başpiskoposu Henry, Londra piskoposu William, Winchester piskoposu Peter, Bath ve Glastonbury piskoposu Jocelyn, Lincoln piskoposu Hugh, Worcester piskoposu Walter, Conveniry piskoposu William, Rochester piskoposu Benedict, efendimiz papanın maiyetinden Diyakoz Panduli, İngiltere’deki Templier tarikatının başı Aymeric kardeşimiz, soylularımız Pembroke kontu William Marshal, Salisbury kontu William, Warenne kontu William, Arundel kontu William, İskoçya muhafızı Galloway’li Alan, Gerold oğlu Warin, Herbert oğlu Peter, Poitou vekilharcı Hubert de Burgh Hugh de Neville, Herbert oğlu Matthew, Thomas Basset, Alan Basset, Philip de Aubeney, Ropsleyli Robert. John Marshal, Hugh oğlu John ve öbür sadık tebamızın tavsiyeleriyle:

(1) İlkin, kendimiz ve gelecekteki bütün ardıllarımız için çıkardığımız bu beratla İngiliz Kilisesi’nin özgür olacağını, haklarının kısıtlanmayacağını ve özgürlüklerinin zedelenmeyeceğini Tanrı’ya temin ederiz; bütün bunların böylece yerine getirilmesi irademiz gereğidir; nitekim, baronlarımızla aramızda anlaşmazlık çıkmadan önce özgür irademizle ve kendiliğimizden bahşettiğimiz ve İngiliz Kilisesi için en önemli ve temel özgürlük sayılan seçme özgürlüğünü bu fermanımızla teyid ediyor ve bunun Papa III. Innocentius tarafından onanmasını sağlamış bulunuyoruz; biz buna uyacağız ve ardıllarımızın da iyi niyetle sonsuza değin buna uymalarını istiyoruz. Ayrıca, krallığımızın bütün özgür insanlarına ve onların ardıllarına, kendimiz ve gelecekteki bütün ardıllarımız adına, aşağıda yazılı bütün özgürlükleri, bunlardan yararlanmaları ve bunları kullanmaları için bağışladık.

(5) Krallığımız dahilinde, kendimiz için fidye, en büyük oğlumuzun şövalye yapılması ve en büyük kızımızın bir kez evlendirilmesi durumları dışında, ortak rıza olmaksızın herhangi bir biçimde cebeli akçesi ya da yardım akçesi toplanmayacaktır. Yukarıda belirtilen durumlarda ise, toplanacak para makul bir miktarı aşmayacaktır. Londra kentinden toplanacak yardım akçeleri için de aynı esas geçerli olacaktır.

(13) Londra kenti, bütün eski özgürlüklerine ve gerek kara, gerekse su yoluyla gümrük serbestliğine sahip olacaktır. Ayrıca, bütün öbür kentlerin, beldelerin, kasabaların ve limanların da bütün özgürlüklerine ve gümrük serbestliklerine sahip olmalarını istiyor ve bunları onlara bahşediyoruz.

(14) Yukarıda belirtilen üç durum dışında, bir yardım akçesi ya da cebeli akçesi salınması konusunda krallığın ortak rızasının alınabilmesi için başpiskoposları, piskoposları, başkeşişleri, kontları ve büyük baronları tek tek mektupla ve fief’lerini doğrudan doğruya bizden almış olan herkesi de genel olarak şeriflerimiz ve yargı görevlilerimiz aracılığıyla, davetin yapılmasından en az 40 gün sonraki belirli bir tarihte ve yerde toplantıya çağıracağız; bu tür davet mektuplarının tümünde, davetin nedenini açıklayacağız. Davetler yapıldıktan sonra, öngörülen günde çağrılan herkes gelmemiş bile olsa, hâzır bulunanların tavsiyeleri uyarınca sorunun çözümüne geçilecektir.

(15) Gelecekte hiç kimseye, kendisi için fidye, en büyük oğlunun şövalye yapılması ve en büyük kızının bir kez evlendirilmesi durumları dışında, kendi beyliği altındaki özgür kişilerden yardım akçesi toplama hakkını vermeyeceğiz; yukarıda sayılan durumlarda toplanacak para ise, makul bir miktarı aşmayacaktır.

(16) Hiç kimse, bir şövalye fief’i ya da başka herhangi bir serbest mülk için, yükümlü olduğu hizmetten daha fazlasını yerine getirmeye zorlanmayacaktır

(20) Adaletimize sığınan özgür bir kimse, işlediği hafif bir suç için ancak bu suçla orantılı bir para cezasına çarptırılacaktır; ağır bir suç için ise, suçun ağırlığıyla orantılı bir para cezasıyla cezalandırılacak, ama hayatını kazanma olanağı elinden alınmayacaktır; aynı biçimde, bir tüccarın sermayesine dokunulmayacak; serf ise gene aynı biçimde geçim araçları elinden alınmaksızın para cezasına çarptırılacaktır. Ve yukarıda sayılan bütün para cezaları, ancak o yöredeki namuslu kişilerin yeminli tanıklığı durumunda verilecektir.

(21) Kontlar ve baronlar ancak kendi denklerinin hükmüyle ve yalnızca işledikleri suçla orantılı bir para cezasına çarptırılabilirler.

(23) Eskiden beri bu hukuki yükümlülük altında olanlar dışında, hiçbir köy ya da kişi, ırmaklar üzerinde köprü yapmaya zorlanmayacaktır.

(28) Hiçbir muhafızımız ya da herhangi bir başka kolluk görevlimiz, bir kimsenin zahiresini ya da öbür taşınır mallarını, yerinde ve peşin ödeme yapmaksızın ya da ödemeyi satıcıyla anlaşarak ertelemeksizin, alamayacaktır.

(30) Hiçbir şerifimiz ya da adliye görevlimiz ya da başka herhangi bir kimse, yük taşımak amacıyla özgür bir kimsenin atlarını ya da arabalarını o kişinin rızası olmaksızın alamayacaktır.

(31) Ne biz, ne de adliye görevlilerimiz, şatolarımız ya da başka bayındırlık işlerimiz için, bize ait olmayan odunları sahibinin rızası olmadıkça almayacağız.

(36) Bundan böyle, cinayet ve yaralama fiillerinin kovuşturulması ilamını alabilmek için ne bir şey verilecek, ne de bir şey alınacaktır; bu ilam herhangi bir ücret karşılığı olmaksızın teslim edilecek ve verilmesi reddedilmeyecektir.

(38) Bundan böyle hiçbir adliye görevlisi, geçerli ve güvenilir tanıklar olmadıkça, yalnızca kendi sözüyle hiç kimseyi mahkemeye veremeyecektir.

(39) Hiçbir özgür kişi, kendi denklerinin hukuken geçerli bir hükmü ya da ülke yasalarının gerektirdiği durumlar dışında tutuklanamaz, hapse atılamaz, mallarından ve yasal haklarından yoksun bırakılamaz, sürgüne gönderilemez ya da hiçbir biçimde zarara uğratılamaz; biz ona saldırmayacağımız gibi, kimseyi de üzerine saldırtmayacağız.

(40) Hak ya da adaleti kimseye satmayacağız, hiç kimse için bunların sağlanmasına engel olmayacağız ya da sağlanmalarını geciktirmeyeceğiz.

(41) Savaş zamanı ve bizimle savaşan bir devletten olmadıkça, bütün tüccarlar, eski ve doğru gelenekler uyarınca alım-satım için hiçbir usulsüz vergi ödemeksizin güvenlik içinde kara ya da su yoluyla İngiltere’ye girebilecek, İngiltere’den çıkabilecek, ülkede kalabilecek ve seyahat edebilecektir. Bir savaşın başlangıcında, bizimle savaş halinde olan bir devlete mensup bir tüccar topraklarımızda bulunursa, o devlet topraklarında bulunan bizim tüccarlamıza orada nasıl muamele edildiğini biz ya da başyargıcımız öğreninceye değin, kendisine ya da mallarına herhangi bir zarar verilmeksizin tutuklanacaktır; eğer bizim tüccarlarımız o devlette güvenlik içindelerse, onların tüccarları da bizim topraklarımızda güvenlik içinde olacaklardır.

(42) Bundan böyle herkes, kamu yararı için savaş zamanında kısa bir süre dışında, bize olan bağlılığına herhangi bir biçimde halel getirmeksizin, kara ya da su yoluyla serbestçe ve güvenlik içinde krallığımızı terk edebilecek ve geri dönebilecektir; krallık yasalarına göre hapiste bulunanlar ve yasadışı ilan edilmiş olanlar ile bizimle savaş halindeki bir devletin mensupları ve tüccarlar bu kuralın dışında tutulur (tüccarlara yukarıda belirtildiği biçimde o muamele edilecektir) 

(45) Krallığın yasalarını iyi bilmeyenleri ve onları iyi uygulayamayacak olanları yargıç, muhafız, şerif ya da adliye görevlisi olarak atamayacağız.

(52) Eğer bir kimsenin toprakları, şatoları, ayrıcalıkları ya da hakları, denklerinin hukuka uygun bir hükmü olmaksızın bizim tarafımızdan gaspedilmiş ya da o kişi bunları kullanmaktan alıkonmuşsa, bunları derhal kendisine iade edeceğiz. Ve bu konuda bir anlaşmazlık çıkarsa, o zaman karar, aşağıda, barışın korunmasıyla ilgili maddede sayılan 25 baronun olacaktır.

(54) Hiç kimse, bir kadının, kocası dışındaki herhangi bir kişinin ölümü nedeniyle yaptığı şikâyet yüzünden tutuklanmayacak ya da hapsedilmeyecektir

(55) Bizim tarafımızdan haksız bir biçimde ve ülke yasalarına aykırı olarak verilen ve uygulanan bütün para cezaları tümüyle geri ödenecek ya da aşağıda, barışın korunmasıyla ilgili maddede sayılan 25 baronun ya da onların çoğunluğuyla, hazır bulunabildiği takdirde, daha önce sözü edilen Canterbury başpiskoposu Stephen’in Ve onun bu amaç için seçeceği başka kişilerin kararı uyarınca sorun çözülecektir. Eğer Canterbury başpiskoposu Stephen hazır bulunamazsa, yukarıda sözü edilen 25 barondan bir ya da birkaçının benzer bir davayla ilişkili olması durumunda onların bu davaya bakmaktan çekilmeleri ve yerlerine geri kalan 25 baronun yalnızca bu dava için seçtikleri kişilerin yemin ederek geçmesi koşuluyla, davanın bakılmasına devam edilecektir.

(63) Böylelikle, dileğimiz ve irademiz odur ki, İngiltere Kilisesi özgür olsun ve krallığımızdaki insanlar yukarıda belirtilen bütün özgürlüklere, haklara ve ayrıcalıklara iyilik ve barış, serbestlik ve sükünet içinde tam ve eksiksiz olarak, kendileri ve ardılları için, bizden ve ardıllarımızdan, her şeyde ve her yerde, yukarıda belirtildiği üzere sonsuza değin sahip olsunlar. Ayrıca, hem kendi adımıza, hem de baronlar adına, yukarıda belirtilenlere iyi niyetle ve kötülük güdülmeksizin uyulacağına yemin edilmiştir. Tanıklar, yukarıda adı geçenler ve daha başka birçok kişidir. İşbu berat kendi elimizle, Windsor ile Staines arasındaki Runnymede denen çayırda, Saltanatımızın 17. yılında 15 Haziran gününde ihsan edilmiştir.

Bu metinde Mâgna Carta’nın genci hukuk ilkelerine ve insan haklarına ilişkin maddeleri yer almaktadır.

 

 

No Responses

  1. uzman06 17 Ekim 2019

Sen de birkaç kelam et...

Select Language