Mahmud Raif Efendi

Mahmud Raif Efendi, Osmanlı devlet adamı ve besteci (d. y. 1760, İstanbul ö. 25 Mayıs 1807, İstanbul).

Ambar eminlerinden İsmail Efendi’nin oğludur. İyi bir öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. Sadaret Mektubi Kalemi’nde çalışmaya başladı. 1799’te Londra Elçiliği başkâtipliğine gönderildi, orada İngilizce ve Fransızca öğrendi. 1796’da İstanbul’a döndükten sonra, Korfu Adasına gönderilen Donanma-yı Hümayun’a müsteşar olarak atandı. Dönüşünde beylikçi oldu. 1800’de reisülküttaplığa getirildi. III. Selim’in reformlarını desteklediği ve nizam-ı cedid yanlısı olduğu için, 1805’te yeniçerilerin baskısıyla bu görevinden alındı. Ardından ruznamçeciliğe ve İstanbul Boğazı nazırlığına atandı. Bu görevi sırasında çıkan Kabakçı Mustafa Ayaklanması’nda (1807) Boğaz yamakları tarafından öldürüldü. İngilizce bildiği için “İngiliz”, tambur çalmadaki ustalığından ötürü “Tamburi”, reisülküttaplığından dolayı da “Reis” lakaplariyla anılan Mahmud Raif Efendi aynı zamanda besteciydi. Rasi-ı Cedid Hafif Kâr (İsmail Dede Efendi ile birlikte) ve Acemaşiran Fihrist Sazsemaisi günümüze ulaşan besteleridir. Mahmud Raif Efendi edebiyat ve resimle de ilgilenmiş, nizam-ı cedid reformlarını Avrupa’ya tanitmak amacıyla Tableau des nouveaux röglemenis de VEmpire Ottoman (1798) adlı bir kitap yazmıştır. Avrupa’da ilgi uyandıran, 1802’de Paris ve Strasbourg’da ikinci kez basılan bu kitabın 1989’da Türkçe çevirisini de içeren bir tıpkıbasımı (Osmanlı İmparatorluğu’nda Yeni Nizamlar Cedveli, bas. haz. Arslan Terzioğlu ve Hüsrev Hatemi) yapılmıştır.


TDV İslam Ansiklopedisi;

Hâcegândan İsmâil Efendi’nin oğludur. İngiliz lakabıyla anılır. III. Selim devri yenilenme faaliyetleri (Nizâm-ı Cedîd) içinde önemli bir yer işgal eder ve daha ziyade bu dönemle ilgili eseriyle tanınır. Klasik eğitimini tamamladıktan sonra Tahvil Kalemi’nde çalışmaya başladı. Ardından Mektûbî-i Sadr-ı Âlî Kalemi’ne geçti (1793). Londra’da dâimî elçiliğin kurulması üzerine buraya ilk Osmanlı elçisi olarak gönderilen Yûsuf Âgâh Efendi’nin maiyetinde sırkâtipliğine tayin edildi (12 Ağustos 1793). Temmuz 1797 tarihine kadar Londra’da kaldı. Dönüşünde Haremeyn mukātaacılığı pâyesini aldı. Fransa’nın Mısır’a saldırmasıyla meydana gelen Osmanlı-İngiliz ve Rus ittifakı çerçevesinde Fransız kuvvetleri tarafından ele geçirilen Venedik denizinde bu cumhuriyete ait, Korfu başta olmak üzere çevredeki adaların zaptı harekâtına iştirak etmek ve Rus donanmasıyla irtibatı sağlamak için Donanma müsteşarı sıfatıyla Kaptanıderyâ Abdülkadir Paşa’nın yanına verildi; bu savaş esnasında Ruslar’la olan yazışma ve görüşmeleri üstlendi (Ekim 1798 – Haziran 1799). İstanbul’a dönünce rikâb-ı hümâyun beylikçisi oldu. İngilizler’in de yardımıyla Fransızlar’ın Mısır’dan çıkarılması amacıyla yola çıkan Sadrazam Yûsuf Ziyâ Paşa’nın maiyetinde Arîş’e gitti ve İngilizler’le olan görüşmeleri yürüttü. Dönüşünde, Mısır’da kalması gereken sadâret kethüdâsı Osman Efendi’ye vekâlet etti (1800). 1800 Ağustosunda reîsülküttâb oldu ve 1804 Ağustosuna kadar bu görevde kaldı. Aralık 1806 – Şubat 1807 arasında rûznâmçe-i evvel vekili olarak görev yaptı. Şubat 1807’de Karadeniz Boğazı, Anadolu ve Rumeli yöresindeki müstahkem mevkilerin inşaat işleriyle görevlendirildi. 17 Rebîülevvel 1222’de (25 Mayıs 1807) çıkan Kabakçı isyanı esnasında kaçarken Sarıyer’de öldürüldü. Terekesinin tesbiti neticesinde mal varlığının borçlarına yetmediğinin görülmüş olması o dönemin ricâli gibi şahsî zenginlik peşinde koşmadığını gösterir. Kabri Üsküdar’da Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’ndadır.

Mahmud Râif çeşitli alanlarda bilgisini arttırmaya çalışmış, devletler hukuku, tarih, coğrafya, harita / plan çizimi ve siyaset ilmine özel ilgi duymuş, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmiş, daha Londra’ya gitmeden önce Fransızca öğrenmiş, vatanına faydalı hizmetlerde bulunma arzusunu şiddetle hissetmiş olarak III. Selim’in takdirini kazanmıştır. Mahmud Râif “vatan” kavramını çağdaş anlamda kullananların öncülerindendir. Donanma müsteşarı sıfatıyla bulunduğu Korfu ve küçük Vido adasının muhasarası esnasında plan ve haritalar çizerek İstanbul’a göndermiştir. Ayrıca başarılı bir reîsülküttaplık hizmeti vermiştir. Bu konumuyla ilgili olarak ele aldığı meseleler reform girişimlerinin ayrılmaz birer parçasını teşkil eder. Yabancı elçilerin suistimalleri neticesinde Osmanlı ticaretine ağır zararlar veren, yabancı devletlerin himayesinde faaliyet gösteren beratlı tüccarlar konusu ve Rusya’nın teşvikiyle Karadeniz’in diğer devletlerin ticaretine açılması için yapılan zorlamalar uğraştığı meselelerin başında gelir. Osmanlı tebaası olan tüccarların yurt dışındaki çıkarlarını gözetmek amacıyla Napoli, Marsilya, Cenova, Venedik, Mesina, Malta, Liverno gibi Akdeniz limanlarında konsolosluklar kurulmasını sağlamıştır. Karadeniz’in özellikle küçük Avrupa devletlerinin ticaretine açılmasına başarıyla karşı koymuştur. Bu konuda Hollanda elçisi Van Dadem ile, Hollanda’ya verilmiş olan 1612 tarihli ahidnâmenin yorumlanması hakkında yaptığı görüşmeler kendisinin reîsülküttâb sıfatıyla meseleleri ele alışındaki dirayet, üstün bilgi ve yüksek müzakereci özelliğini gözler önüne serer (Beydilli, TTK Belleten, LV/214 [1991], s. 722-727).

Eserleri. Mahmud Râif’in çalışmalarını harita tercümeleri, coğrafyaya dair çalışması, İngiltere’ye dair gözlemlerini içeren sefâretnamesi ve Nizâm-ı Cedîd’le ilgili eseri olmak üzere dört grupta toplamak mümkündür. Mahmud Râif, devrin muteber atlası olan Danvil Atlası’nın baş tarafında yer alan Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika kıtalarını gösteren dört adet haritayı tercüme etmiştir. Bunların harita çizimlerini yabancı bir mühendis yapmış, üzerindeki mevki ve yerleri kendisi doldurmuştur. İki küre halindeki haritaların kalıpları Viyana’da çıkarılmış ve Hasköy’deki Mühendishâne Matbaası’nda basılmıştır. Londra’da bulunduğu sırada Fransızca olarak hazırladığı Ucâletü’l-coğrâfiyye adlı eseri dönemin çağdaş bilgilerinin gerisinde kalır. Eseri Viyana maslahatgüzârı Yakovaki Efendi Türkçe’ye çevirmiştir. Bu tercüme, Mahmud Râif ve Ahmed Vâsıf Efendi tarafından gözden geçirilerek Üsküdar’da Mühendishâne Matbaası’nda basılmıştır. Eser, III. Selim’in isteği doğrultusunda bir yıl kadar önce yine aynı matbaada basılmış olan Atlas-ı Cedîd ile birlikte ciltlenmiştir (İstanbul 1219). İngiltere’nin durumu ve Londra şehriyle ilgili gözlemlerini içeren Fransızca eseri Journal de voyage de Mahmoud Raif en Angleterre adını taşır (TSMK, III. Ahmed, nr. 3707). Bu ilginç eser İngilizce, Fransızca ve Türkçe olarak yayımlanmıştır (trc. Vahdettin Engin, “Mahmud Raif Efendi Tarafından Kaleme Alınmış İngiltere Seyahati Gözlemleri”, İsmail Aka Armağanı, İzmir 1999, s. 135-161; trc. M. Alaaddin Yalçınkaya, “Mahmud Raif Efendi as the Chief Secretary of Yusuf Agah Efendi: The First Permanent Ottoman-Turkish Ambassador to London [1793-1797]”, OTAM, [1994], V, 422-443; kısmî bir Fransızca tercüme, G. Veinstein, Mehmed Efendi Le paradis des infidèles, Paris 1981; bu Fransızca tercümenin Türkçe’si: C. Fıkırkoca, “Bir Osmanlı Gözlemcisinin İngiliz Siyasal Sistemine Bakışı”, TT, II/19 [1984], s. 65-67). Üç bölüme ayrılan eserin birinci bölümde kara yoluyla İngiltere’ye kadar olan yolculuk sırasında geçilen yerlere temas edilir. İkinci bölümünde İngiliz müesseselerinin mevcut durumu hakkında bilgiler verilir. Son bölümde Londra şehri tanıtılır. Mahmud Râif’in en önemli eseri Nizâm-ı Cedîd’le ilgili olanıdır. Bir mukaddime, on beş bölüm (bahis) ve bir hâtimeden oluşan eser yirmi yedi levha halinde otuz altı parça gravürle süslenmiş ve Fransızca olarak yine Mühendishâne Matbaası’nda 1798’de 200 adet basılmıştır (Tableau des nouveaux réglemens de l’Empire ottoman). Ancak kitabın Fransızca tercümesini Mahmud Râif’in yapmadığı ortaya çıkmıştır (Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, s. 155 vd.). Fransızca eser, Mahmud Râif tarafından telif edilen Numûne-i Menâzım-ı Cedîd-i Selîm Hânî başlıklı bir metne dayanmaktadır. Bu eserin yapılan reformları yabancılara tanıtmak amacını taşıdığı ve bundan dolayı Fransızca’ya çevrilerek basıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim nüshalardan 100 tanesi devrin reîsülküttâbı Âtıf Efendi’ye teslim edilerek dağıtımı sağlanmıştır. Bunlardan biri Berlin sefiri Mehmed Esad Efendi tarafından Prusya zâbitlerinden J. H. von Menu’ya verilmiş ve Almanca’ya yapılmış olan tercümesi (Darstellung der neuesten Verordnungen im türkischen Reiche von Mahmud Reif Effendi) 1802’de Berlin’de basılmıştır. Eseri ayrıca R. Hâlid Ziyâde Arapça’ya çevirmiştir (et-Tanẓîmâtü’l-cedîde fi’d-devleti’l-ʿOs̱mâniyye, Trablus 1985). Kitabın Fransızca baskısından ilmî kullanıma uygun olmayan zayıf bir Türkçe tercüme ve tıpkıbasımını Hüsrev Hatemi ve Arslan Terzioğlu gerçekleştirmiştir (Osmanlı İmparatorluğu’nda Yeni Nizamlar Cedveli, İstanbul 1988). Eserin özgün Osmanlıca metni ve Fransızca neşrinin yeni bir tıpkıbasımı Kemal Beydilli ve İlhan Şahin tarafından hazırlanarak yayımlanmıştır (Mahmud Râif Efendi ve Nizâm-ı Cedîd’e Dair Eseri, Ankara 2001).

No Responses

  1. A.Arif Efler 20 Ekim 2019

Sen de birkaç kelam et...

Select Language