Meddah 48

Meddah

, dramatik bir öykü yapısındaki metni, arasına tekerlemeli, taklitli, kişileştir­meli bölümler katarak tek başına sunan gösteri sanatçısı.

Kökeni

Türklerde Orta Asya’dan beri öykü anlatma geleneği vardı. Meddahlığın bir türü olan ve günümüzde özellikle saz eşliğinde Doğu Anadolu’yla az da olsa Azerbaycan’da sürdürülen bu geleneğe Türklerin Müslümanlığı kabul etmesinden sonra dinsel öğeler de eklendi. Dramatik türlerin bulunmadığı eski İslam toplulukla­rında hitabet ve anlatı geleneği önem kazan­mıştı. Meddahlığın bir başka önemli kayna­ğı olan İran’daki anlatı geleneğinin öncüle­rine denirdi. Bunlar gösteri sırasında gerekli yerlerde durarak izleyici­lerin meraklarını sürdürecek çeşitli yöntem­ler kullanırlardı. İzleyiciler sevdikleri kah­raman ölmesin diye anlatıcıya para, inek ve koyun gibi armağanlar verirlerdi.

Oynanış ve metinler

Günümüzdeki anlamıyla meddahlık 16. yüzyılın sonlarına doğ­ru kahvehanelerin açılmasıyla ortaya çıktı. Kahvehanede gösteri yapan meddah bir masanın üstündeki sandalyeye oturur, eline bir sopa alır, omzuna da büyük bir mendil asardı. Sopayla oyunun başlangıç işaretini verir, izleyicileri susturur ve çeşitli taklitler yapardı. Mendilini ise, etnik gruplardan ya da çeşitli mesleklerden tiplerin taklidini yapmak, değişik sesler çıkarmak ve terini silmek için kullanılırdı. Mendil ayrıca kadın taklitlerinde başörtüsü ya da peçe işlevi görürdü.

Meddah gösterisini belirli söz kalıplarıyla başlatır ve bitirirdi. Bunlardan en yaygın olanı, başlarken söylenen “Edeyim meclise bir kıssa beyan/Kıssadan hisse ala arif olan” sözleridir. Başlangıçta dinsel olan meddah öykülerinin konulan günlük yaşamdan seçi­lir, ama olayın çerçevesi klasik bir yapıttan alınırdı. Meddah öykülerinin kaynaklarını genellikle Köroğlu destanları, Kerbela Ola­yı ve Battal Gazi gibi dinsel olaylar, Zaloğlu Rüstem gibi İran efsaneleri, Hint masalları ve (1852) gibi günün olay­larını konu alan yeni metinler oluştururdu.

Meddah öyküsünü anlatırken yaşadığı dö­nem ve yerle ilişkiler kurardı. Son dönem meddah metinlerinde İstanbul önemli bir mekandı. Olay burada geçmese bile, gezi gibi bir neden bulunarak İstanbul’a mutlaka uğranırdı. Meddahın anlattığı öykülerde mirasyedi delikanlılar, dalkavuklar, yaşlı erkekler, genç, güzel, ama iradesiz kızlar ve çeşitli şive taklitleri yapmaya olanak sağla­yan başka tipler yer alırdı. Meddah oyunun ortasında genellikle heyecanlı bir yerde kısa bir ara vererek para toplardı. Oyunun sonunda alınması gereken dersi belirtir, kusur işlemişse özür diler, ama oyunun sorumluluğunu kaynağına bırakırdı.

Her oynanışta anlatışa, izleyiciye, çağa ve meddahın ustalığına göre değişebilen me­tinlerden günümüze pek azı kalmıştır. 18. yüzyılda yaşamış 17 meddahın adını ve 56 meddah öyküsünün metnini veren Mecmua-i Fevaid adlı yazma bu bakımdan önemlidir. Ayrıca Kaşifi, adlı Farsça yapıtında meddahlık konusunda bilgiler vererek bir meddahın söyleyecekle­rini çok hızlı ya da çok yavaş söylememesi, izleyicilerin hoşlandığı sözleri bilmesi, aşırı olmamak koşuluyla metnini şiirlerle süsle­mesi, gerçekdışı, alaycı ve kırıcı sözlerden kaçınması gerektiğini belirtir.

En eski meddah adlarına Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde rastlanır. Kör Hasan, Şair Ahmetli ve Yusufi, I. Bayezid (Yıldı­rım) döneminin ünlü meddahlarındandır.

Karagöz oyunundaki bütün kadınlara verilen isim
'Hak Dostum Hak!' - Münir Özkul'un Meddah Gösterisi

 

III. Murad döneminin ünlü meddahları arasında Eğlence ve Lalin Kaba vardır. Öykülerini hep aynı sunuş biçimiyle aktaran IV. Murad’ın nedimlerinden Trabzonlu Tıf­li Ahmed Çelebi ise meddahların piri olarak kabul edilir. Yakın zamanların önemli meddahları ise 19. yüzyılda Kız Ahmed, Piç Emin ve Musahib Nuri ile 20. yüzyıl başlarında Mustafa Aşki, Borazan Tevfik ve Süruri’dir. Meddah anlatımının sürükle­yiciliği ilk dönem Tanzimat romancılarını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu etki en çok Ahmed Midhat’ın romanlarında görülür. Meddahlık üzerine ilk derleme ve araştır­malar Batılı Doğubilimciler tarafından ya­pılmıştır.

Türkiye’de ise Fuad Köprülü’nün “Meddahlar” Karagöz, (Türkiyat Mecmuası, 1924), Selim Nüzhet Gerçek’in Türk Temaşası, Meddah, Karagöz, Ortaoyunu (1942), Metin And’ın Geleneksel Türk Tiyatrosu (1969) ve Özdemir Nutku’nun Meddahlık ve Meddah Hikayeleri (1977) adlı yapıtları bu konudaki en önemli araştırmalar arasında yer aldı. Ayrıca Meddah Aşki’nin bazı öyküleri plağa, Karagözcü Hayali Küçük Ali‘nin anlattığı meddah öyküleri de ses bandına kaydedilerek korunmuştur.

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language