Mehdi

, İslamda, kıyametten önce gelerek dünyayı adaletle dolduracağına inanılan kurtarıcı (Arapçada “hidayete eren”, “hak yolunu tutan”). Başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere hemen bütün din ve kültürlerde bulunan “mesih” inancının İslam halk kültüründeki uzantısıdır.

Mehdi konusunda Kuran’da hiçbir bilgi, işaret ya da ima yoktur. Sahihan denen en güvenilir Sünni hadis külliyatlarında (Buhari ve Müslim’in Camiu’s-Sahih’leri) ve Sünni inançları belirleyen ilk bilginlerin (Ebu Hanife, Eş’ari ve Maturidi) yapıtlarında mehdiden söz edilmez. Buna karşılık mehdi inancı hemen bütün Şii mezheplerin temel inanışları arasında yer alır; Sünni hadis kitaplarının çoğunda da bu konuda hadisler bulunur. İnanç konularında bağlayıcı kabul edilmemelerine “karşın bu hadisler İslam halk kültüründe mehdi inancının yaşamasına yol açmıştır.

Sünni hadis kitaplarındaki rivayetlere göre mehdi kıyamet alametlerinin belirdiği bir dönemde kendine özgü bazı işaretlerle ortaya çıkacaktır. Hz. Muhammed’in soyundan gelecek ve onunla aynı adı (Muhammed bin Abdullah) taşıyacaktır. Dini yeniden egemen kılacak, zulümle kaplanmış dünyayı adaletle dolduracaktır. Doğuda ortaya çıkacak, kıyametin öbür büyük alametleri olan Deccal’in gelişi ve Hz. İsa’nın yeryüzüne inişi onun çıkışını izleyecektir. Mehdi Müslümanların imamı olacak, Hz. İsa onun arkasında namaz kılacaktır. Beş, yedi ya da dokuz yıl yaşayacak, dünyanın bütün zenginliklerini Müslümanların önüne saçacak ve İslamı bütün dünyaya egemen kılacaktır. Bu hadislerde mehdinin kimliği biçimi ve ortaya çıkacağı yer gibi konularda çelişkiler, tutarsızlıklar görülür. Örneğin Hasan bin Ali’nin, Hüseyin bin Ali’nin ve Abbas bin Abdulmuttalib’in soyundan geleceğini bildiren hadislerin yani sıra, Hz. İsa’nın ya da İslamın başarısı için çalışan her iyi ve doğru insanın mehdi olduğunu ima eden hadisler de vardır.

Genel Şii inanışa göre mehdi günah işlemekten korunmuş, özel bir bilgi ile donatılmış, “seçilmiş” kişidir. Imamiyeye göre el-Hasan el-Askeri’nin oğlu olan on ikinci ve son imam Muhammed el-Mehdi’dir. Babasının ölümü üzerine 873’te gizlenmiş, gaybet-i suğra (küçük gizlilik) denen bu ilk gaybet 940’a değin sürmüştür. Mehdi bu dönemde, kendisine bağlananlarla ilişkilerini nüvvab-ı erbaa (dört naip) ya da süfera-yı erbaa (dört sefir) denen dört aracıyla sürdürmüştür. Bunu 940’ta başlayan ve günümüzde de süren gaybet-i kübra (büyük gizlilik) izlemiştir. Mehdi’nin halen sağ olduğuna, gelişinin bir ramazan ayında herkesi dehşete düşüren bir sesle bildirileceğine, aynı ayda art arda Güneş ve Ay tutulmaları olacağına inanılır. Şii mezheplerden Zeydiliğe göre ise mehdiliğin beklenen bir kurtarıcı ile ilgisi yoktur; tersine imamlığın özel bir koşuludur. Buna göre imam, zulmün kaldırılması ve adaletin yerleştirilmesi için kılıçla çağrıda bulunan kimsedir. Ismailiye ise mehdiyi batıni bir anlayışla dini düzeltecek ve yenileyecek kişi olarak kabul eder.


Mehdi inancı, bunalım dönemlerinde canlanma eğilimindedir. Örneğin 1212’deki Las Navas de Tolosa Çarpışması’ndan sonra İspanya’daki topraklarının çoğunu yitiren Müslümanlar arasında, Hz. Muhammed’in, İspanya’nın mehdi eliyle yeniden geri alınacağı kehanetinde bulunduğu yolunda efsaneler yayılmıştır. Napolyon Mısır’ı aldığında, Aşağı Mısır’da, mehdi olduğunu söyleyen biri ortaya çıkmıştır. Mehdi, İslamın siyasal gücünü geri getirecek ve gerçek dini yeniden yerleştirecek kişi olarak görüldügünden, Islam toplumundaki bazı devrimci’ler de mehdi olduklarını ileri sürmüşlerdir.

Dünyanın en güzel insanı olarak kabul edilen, mesnevi konusu olan kişi

 

Mehdi adıyla anılan ilk Fatımi halifesi (hd 909-934), 12. yüzyılda Fas’ta Muvahhit hareketini başlatan Ibn Tumart ve 1881’de yönetime karşı ayaklanan Sudanlı Muhammed Ahmed (Mehdi) bunlara örnektir.

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language