Meher Baba

, olduğunu, insan formunda Tanrı olduğunu söyleyen Hintli bir manevi usta. Merwan Sheriar Irani, 1894 yılında İran’ın Zerdüşt ailelerine Hindistan’ın Pune kentinde doğdu. Ruhsal dönüşümü 19 yaşındayken başladı ve yedi yıl sürdü. (d. 25 Şubat 1894, Puna ö. 31 Ocak 1969, Ahmednagar, Hindistan).

10 Temmuz 1925’ten ölümüne değin hiç konuşmamış, müritleriyle önceleri tahtaya yazarak, sonralarıysa el kol hareketleriyle iletişim kurmuştur. “Öğretmeye değil uyandırmaya” geldiğini, “gerçek şeylerin sessizlikte alınır verildiğini” öne sürmüştür.

Zerdüşt dinine bağlı İran asıllı bir ailenir oğluydu. Puna’daki Dekkan Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Burada 19 yaşındayken tanıştığı Hazret Babacan adlı yaşlı Müslüman kadın, izleyen yedi yıl içinde kendi ruhani benliğini bulmasına yardım eden beş “kusursuz usta”dan biri oldu. Bu benliği çağın avatar’ı olarak gören Meher Baba, Veda dininin bu kavramını, Tanrı’nın belli bir çağda insan suretinde yeryüzüne inişi biçiminde yorumladı. Kendini Zerdüşt, Rama, Krişna, Gautama Buda, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gibi din önderleri arasında sayarak bütün büyük dinlerin Tek Gerçeklik olan Tanrı’nın vahiyleri olduğunu ileri sürdü.

Meher Baba’ya göre her türlü yaşamın amacı, evrende Tanrı’nın mutlak Tekliğini gerçekleştirmektir. Evren, bilinçsiz kutsal varlığın kendini bilinçli bir kutsal varlık olarak bilme hevesinin sonucunda bu tek Tanrı’dan doğmuştur. Bilinç arayışı sirasında varlıklar yedi aşamalı bir evrim geçirir: Taş ya da maden, bitki, solucan, balık, kuş, hayvan ve insan. Tek tek her ruh, tam bilince erişebilmek için bu aşamaların hepsinden geçmek zorundadır. Bu bilince varıldığında ise bütün bu aşamalar boyunca biriken izlenimlerin ağırlığı, ruhun Tanrı’yla özdeşliğini kavramasına engel olur. Bunu kavramak için birey kendi içine yönelerek “ manevi bir yolu aşmalı, bireyselliğin bütün yanlış izlenimlerinden sıyrılarak “gerçek ben”in Tanrı olduğunu öğrenmelidir.

Meher Baba görevini, sevgi yoluyla dünyada her türlü yaşamın tekliğine ilişkin yeni bir bilinç uyandırmak olarak gördü. Bu amaçla sevgi ve hizmet dolu bir yaşam sürdü. Sakat ve delilere yardım etti; yoksulları doyurdu, dokunulmazların helalarını temizledi, cüzamlıları yıkadı. “İleri ruhlar”a ruhani yardımda bulunmayı görev bilerek onları bulmak için bütün Hindistan’ı dolaştı. Bütün bu eylemleri dünyada sağlamaya çalıştığı iç bilinç dönüşümünün göstergeleriydi. Çalışmaları sonucunda “yeni bir insanlık” doğacağını ve tanrısal sevginin dün”yayı saracağını söylüyordu.

1931-58 arasında birçok kez ABD’ye ve Avrupa’ya giden Meher Baba, 1960’ların ortalarında inzivaya çekildi. Bu dönemde manevi gerçeği arayan birçok ABD’li uyuşturucu kullanıcısının ilgisini çekti. Sağlık nedenleri dışında uyuşturucu ya da algı değişikliği yaratan ilaçların kullanımına karşı uyarıları da ABD ve Batı basınında yer aldı. “Uyuşturucuların akla, bedene ve ruha zararlı” olduğunu açıkça belirterek gençleri manevi bir yaşama yöneltmeye çalıştı.

Herhangi bir tarikat kurma ya da öğreti geliştirme girişiminde bulunmayan Meher Baba her inançtan ve sınıftan izleyiciye kucak açtı; sevginin, şefkatin, bencillikten kurtulmanın ve Tanrı’yı kendi içinde bulmanın önemini anlattı. Ahmednagar yakınlarında Meherâbad’da bulunan mezarı, dünyanın dört bir yanındaki izleyicileri için hac merkezi oldu. İlkini tahtaya yazarak, sonrakileri işaretleşme yoluyla yazdırarak tamamladığı 5 ciltlik Discourses (1938-43; Konuşmalar) adlı yapıtından başka God Speaks: The Theme of Creation and lis Purposes (1955; Tanrı Konuşuyor: Yaratılış ve Amaçları Üzerine) ve The Everyihing and ihe Nothing (1963; Her Şey Olan ve Hiçbir Şey Olmayan) gibi kitapları vardır.

No Responses

  1. A.Arif Efler 20 Ekim 2019

Sen de birkaç kelam et...

Select Language