Mekan algısı 48

Mekan algısı

, canlıların, kendi vücutları ile çevrelerindeki nesnelerin birbirine göre ko­numunu algılamasını olanaklı kılan süreç. Bir ortamda yer değiştirme ve yönelim için gerekli olan derinlik ve mesafe kavramlarını sağlar.

Mekan algısı üzerine ayrıntılı çalışmalar ancak son yüzyıl içinde yapılmıştır. 18. yüzyıl İngiliz düşünürlerinden George Ber­keley, ağ tabakadaki görüntü iki boyutlu olduğuna göre, nesneler arasındaki mekan ilişkisinin öğrenme yoluyla kurulduğunu öne sürmüştü. Oysa günümüzde psikolog­lar, mekanı algılama yetisinde doğuştan gelen belli öğeler bulunduğu görüşündedir. Mekan algısına ilişkin araştırmalar, yalnızca bir bölümü görülen nesnelerin tam biçimi konusunda nasıl yargıya varıldığı, bir uçak ya da uzay aracını yöneten kişinin alışılmadık algısal verileri nasıl değerlendir­diği gibi birçok karmaşık sorunu kapsamak­tadır.

Mekan algısının temel işlevinin yönelim (çevredeki nesnelere göre kendi konumunu belirleme) sağlamak olduğu sanılır. Verili bir nesneye göre canlının kendi konumunu algılaması, o nesneye gereksinim duyup duymamasıyla yakından ilgilidir. Sözgelimi canlılar, yolları üzerindeki tehlikeleri belir­ten uyaranlara özellikle duyarlıdır; yani duyu verileri, mekan temelinde ayıklanarak algılanır. Gereksinimlerle ilgili olmayan ve­riler dışlanarak gereksiz ya da aşırı bilgi yükü önlenmiş olur.

Mekan algısında rol oynayan bir başka etken de harekettir. Uyaranlar, nesnenin algılayana ya da algılayanın nesneye göre hareketlerine bağlı olarak değişiklik göste­rir. Ancak, örneğin ağ tabakaya düşen gö­rüntünün biçimindeki değişim, biçim deği­şikliği olarak değil, nesnenin algılayana göre konum değiştirmesi olarak yorumlanır. Dolayısıyla mekan algısı, algısal değişmezli­ğe dayanmaktadır; olmaksızın dünyanın kavranamayacak ka­dar karışık görüneceği söylenebilir.

Beş duyunun yani sıra organların birbirine ya da vücudun bütününe göre uyumlu, orantılı biçimde algılanması ve denge gibi iç duyular da mekan algısında rol oynar. Beş duyunun her biri, karşılık verdiği uyaranları kullanarak kendi mekan düzenlemesini ger­çekleştirir. Olağan koşullar altında canlının mekanı algılayışı, tüm bu duyusal “mekan­ların” birbirleriyle ve iç duyulardan gelen verilerle oluşturduğu örgütlü bir bütünün sonucudur.

Bununla birlikte mekan algısında en önemli rolü görme duyusu üstlenir. Çok geniş bir mekana yayılmış uyaranları yaka­layabilen bu duyu, bir anlamda mesafe duyusudur. Görme ile ilgili verilerin mesafe algısına dönüşmesinde birçok etken rol oynar. Bunlardan bir bölümü aslında görsel değildir; gözün hareketlerini denetleyen kaslar tarafından oluşturulurlar. Canlı, göz­leri yakına ya da uzağa uyarlamak için hafifçe kasılan bu kasların hareketlerini yorumlayarak mesafeler hakkında yargıya varmayı öğrenir.

gök cisimlerini özel bir yansıtıcı yardımıyla kubbe şeklindeki tavana yansıtıldığı gösteri salonlarına verilen isim

 

İki gözün ağ tabakasında oluşan iki farklı görüntünün beyindeki görme merkezinde üst üste binmemesi sonucu, mekan ilişkile­riyle ilgili tümüyle görsel nitelikte veriler oluşur. İki gözün konumu tümüyle aynı olmadığından bir nesnenin iki ağ tabaka üzerindeki görüntüleri de özdeş değildir. Beyin bu iki görüntüyü birleştirir ve aradaki farkı üç boyutluluğa dönüştürür; böylece derinlik algısı ortaya çıkar. Görsel hareke­tin ıraklık açısı da () benzer biçim­de görmeye yardımcı olur, ama yalnızca tek göz üzerinde de etki gösterebilir. Gözlemci yerini değiştirdiğinde, farklı konumlardaki nesnelerin ağtabaka üzerindeki görüntüleri de değişen ölçülerde yer değiştirir; bu, gözlemciye nesnelerin mesafeleri hakkında bilgi verir. Görme yetisi zayıflar ya da tümüyle ortadan kalkarsa, genellikle işitme duyusu mekan algısında başlıca araç durumuna gelir.

Mekan içinde, yönelim sağlamada rol oy­nayan bir başka etken denge duyusudur. Hareket duyusu da (), dokunma duyusuyla birlikte, nesnelerin mekan için­deki ilişkilerini saptamaya yardımcı olur. Küçük çocuklarda, mekanı algılama yetisi gelişirken, dokunma ve görme duyulan çok yakın bir etkileşim içindedir.

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language