Melamilik 48

Melamilik

Melamilik, ya da olarak da bilinen, tasavvufun tekkeler çevre­sinde tarikatlar biçiminde kurumlaşmasına tepki olarak gelişen tasavvuf anlayışı. Adını ayıplama, kınama anlamına gelen melamet sözcüğünden alır.

Tanrı’ya ulaşmak için tekke, zaviye gibi belli yerler ya da törensel edimlerle özel giysileri gerekli görmeksizin benliğe karşı mücadeleyi temel alan Melamiler, tarikat biçiminde örgütlenmek yerine meslek ör­gütlerinden yararlanmışlardır. Bu örgütleme olarak anılır. 9. yüzyılda İran’da ortaya çıkan Melamiliğin ilk döne­minde bu ilkeleri benimseyen gruplar ara­sında tarikat benzeri oluşumlar vardı. Daha çok giyim-kuşam özellikleri bakımından tarikat görünümü taşıyan abdallar, Kalen­deriler, , Camiler bunlara örnek­ti. ve Mevlevilik de Melamilikten yoğun biçiminde etkilenen tarikatlardı.

Akımın ikinci dönemini oluşturan Melamiliği büyük ölçüde tarikat özel­likleri kazandı. Bayramiliğin, Hacı Bay­ram’ın halifesi Emir Sikkini’yle süren bu kolunun başlıca önderleri Ayaşlı Bünyamin, Pir Ali Bahaeddin, İsmail Maşuki, Ahmed Sarban, Ankaralı Hüsameddin, Hamza Ba­li, Idris-i Muhtefi, Sütçü Beşir Ağa, Seyyid Haşim, Paşmakçızade Seyyid Ali ve Şehid Ali Paşa’ydı. Bu kol, Hamza Bali’den sonra adıyla anıldı. İkinci dönem Me­lamilerinın sevgisini ön plan­da tutmaları Rafızilikle suçlanarak kovuştu­rulup öldürülmelerine yol açtı. İsmail Ma­şuki, Ankaralı Hüsameddin, Hamza Bali, Sütçü Beşir Ağa gibi önderleri yakınlarıyla birlikte öldürüldüler. Buna karşın ikinci dönem Melamileri 20. yüzyılın başlarına değin varlıklarını sürdürmeyi başardılar.

Yıldıza tapınanların dini

 

Son dönem Melamiliğin temsilcileri ise Muhammed Nurü’l-Arabi (ö. 1878) ve izle­yicileriydi. Muhammed’in kurduğu tarikatı Nakşibendiliğin bir kolu sayılmakla birlikte Melamilik ilkelerini be­nimsedi. Ama Melamiliği bir hal olarak değil, telkin yoluyla yürütmeyi seçtiği için, Hamzaviler tarafından gerçek Melamilikten ayrılmakla suçlanarak Mütelamiye (kendile­rini Melami gösterenler) biçiminde adlandı­rıldı.

Tasavvuf tarihçileri Melamiliği Ebu Hafs el-Haddad ya da Hamdun el-Kassar’a bağla­ma eğilimindedir. Ama 9. yüzyılda yaşayan birçok mutasavvıfın Melamiliğin oluşmasına önemli katkısı olmuştur. Bunlar arasında Ebu Türab Nahşebi, Ahmed bin Hadraveyh, Hatemü’l-Asamm, Ebu Osman Hayri ve Abdullah bin Münazil sayılabilir. 10. yüzyılda yaşayan Ebu Anır bin Nuceyd, İsmail bin Nuceyd, Muhammed bin Ahmed gibi muta­savvıfların da önemli katkılan vardır. İlk Melamiler Horasan’da çoğunlukta oldukları için Horasaniler, , Hora­san pirleri gibi adlarla anılmışlardır.

İlk dönem Melamilerince belirlenen ilkele­re göre kişinin kendisini ibadetlerle süsle­mesi Tanrı’ya ortak koşma, içini hallerle süslemesi dinden çıkmadır. Harcanan çaba­nın görülmemesi ve bundan zevk duyulma­ması koşulu ile her şey emekle, çalışarak elde edilmelidir. Eziyet edenlere karşılık verilmemeli, onlara iyilik edilmelidir. Hiç­bir durumda benlikten hoşnut olunmamalı, onu sürekli suçlamalıdır. Marifetin temeli nefsi sürekli kötü görmek, aşağılamaktır; yapılan iş, beğenilmesi durumunda boşa gider. Yapılanlarla, bilgili oluşla övünülme­meli, anlamayacak kişilere bilgi aktarılma­malıdır. Fakirlik insanlara açıklanmamalı, bundan yakınılmamalıdır. Her durumda Tanrı’ya tevekkül edilmelidir. Olağanüstü durum ve kerametler de gizlenmeli, bunlara mümin olmayan insanlarda görülen olağan­üstü olaylar () gözüyle bakılmalı­dır. Gösteriş için ağlama terk edilmeli, sürekli hüzünlü olmaya çalışılmalıdır.

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language