Prens Sabahaddin

Prens Sabahaddin, Türk siyasetçi ve düşünür. Babası Gürcü Halil Rıfat Paşa’nın oğlu, Osmanlı Adliye nazırlarından Mahmud Celaleddin Paşa, annesi ’in kızı, Sultan Abdülhamid’in kız kardeşi, ’dır (d. 13 Şubat 1878, İstanbul ö. 30 Haziran 1948, Neuchâtel, İsviçre).

Bireysel ve özel girişimci bir iktisadi gelişmeye dayanan toplumsal ve siyasal yapı değişikliğiyle ilerlenebileceğini savunmuştur. Babasının çabalarıyla dönemin en seçkin hocalarından piyano, resim, Fransızca dersleri alarak yetişti. Osmanlı, Arap ve Fars edebiyatlarını öğrendi. Evlerine gelip giden devlet ileri gelenlerinin ve edebiyat adamlarının tartışma ve sohbetlerinde hazır bulunarak küçük yaşta zengin bir görgü ve deneyime sahip oldu. Aile üzerindeki sürekli gözetimin yarattığı huzursuzluğun da etkisiyle, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu çıkmaza ancak yurt dışında bir çözüm aranabileceği düşüncesine vardı. Babası ve kardeşi Lutfullah Bey ile birlikte gizlice Paris’e gitti (Ekim 1899). yönetimine karşı verilen mücadeleye katıldı. içindeki Ahmed Rıza grubuyla çeşitli tartışmalara girdi. 1902’de ’nin toplanmasına öncülük etti ve kongre başkanlığına getirildi. Kongrede çoğunluğu ele geçirdi ve Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’ni kurdu. Paris’te Terakki adlı aylık bir dergi çıkardı (1906-08). 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilince, yurtdışındaki öbür muhalif aydınlar gibi Türkiye’ye döndü. II. Abdülhamid’in devrilmesinden sonra İttihat ve Terakki’nin baskıcı uygulamalarına karşı çıktı. Çalışmaları İttihatçılarca iyi karşılanmayan Sabahaddin, 31 Mart Olayı’na adı karıştığı gerekçesiyle 1909’da tutuklandı. Serbest bırakıldıktan sonra siyasal koşullar nedeniyle yurt dışına kaçtı. 1918’de İttihat ve Terakki iktidarının sona ermesinin ardından geri döndü. Kurtuluş Savaşı’nı destekler bir tutum izlemesine karşın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesini öngören yasa gereğince yurt dışına çıkmak zorunda Kaldı (1924). Sonraki yıllarını Avrupa’da geçirdi. Ölümünde cenazesi İstanbul’a getirilerek Eyüp sultan’daki aile mezarlığına gömüldü.

Muğlalı ölüm taciri

 

’in kurduğu “Sosyal Bilim” okulunun Osmanlı toplumundaki temsilcisi sayılan Prens Sabahaddin’e göre, bireyci yapıdaki bir toplum kişisel yükselme ve bağımsızlığa doğru kesin bir gelişmeyi sağlar. Buna karşılık bütüncül yapılı bir toplum, kişileri üretimden çok tüketime yönelttiğinden sosyal yeteneği ve kişiliğin gelişimini engeller. Sabahaddin Osmanlı Devleti’nin geri kalmışlığını toplumsal yapı sorununa bağlar. Toplum bütüncül bir yapıyla bireyi ezmiş ve her türlü olumlu değişme ve gelişme eğilimini yok etmiştir. Aile ve okullar bireyi memur zihniyetiyle yetiştirmiş, bunun sonucunda insanlar girişkenliklerine dayanarak başarılı olmayı denemek yerine, devlet hizmetine girerek yükselme yolunu seçmişlerdir. Ona göre toprak mülkiyetinde özel mülk sisteminin bulunmayışı ve merkezden yönetim biçimi Osmanlı Devleti’nin geri kalmışlığının öbür nedenlerinden bazılarıdır. Bütüncül toplumların bir yönetim biçimi olan merkeziyetçilik bireysel yaşamların genel otoriteyi sınırlayamaması sonucu yetkilerin bir zorbalar grubunun elinde toplanmasına yol açar. Oysa yerinden yönetim, kendi deyişiyle “ademimerkeziyetçilik” işlerin özelliklerine göre idari otoriteyi bölen ve böylece etkin! işleyişi sağlayan bir sistemdir. Yerinden yönetimde temel olan bireyin kişisel özgürlüğü ve gücüdür. Bütüncül toplumlarda memurları ve askerleri siyaset dışı tutmak olanaklı değildir. Ordunun siyaset dışi tutulması ancak bireyci bir topluma geçmekle sağlanabilir.

Prens Sabaheddin’in en önemli yapıtı Türkiye Nasıl Kurtarılabilir (1918, yb 1950, 1965) adlı broşürdür. Umum Osmanlı Vatandaşlarımıza (1901, Lutfullah Bey ile birlikte) adlı kongre çağrı metni, işlediği temalar açısından oldukça ilginçtir. Öbür yapıtları Teşebbüs-i Şahsi ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında Bir İzah (1908), Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir Izah (1908), Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son Bir İzah’tır (1911).

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language