Rüstem Paşa Camii Medresesi

Camisi, İstanbul’da Tahtakale semtinde I. Süleyman’ın (Kanuni) sadrazamı ’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı fevkani (yükseltilmiş) cami (1562). Çok yoğun bir ticaret bölgesinde, sıkışık bir sokak ve dükkân dokusu ortasında yer alan cami bu nedenle iki katlı olarak düzenlenmiştir. Zemin katta bir sıra dükkânla depo gibi kullanılmak üzere düşünülmüş üç büyük mahzen vardır. Asıl cami ise üst kata alınarak sıkışıklıktan ve gürültüden uzaklaştırılmıştır. Üst kata yapı kütlesinin dört kenarındaki birer merdivenle ulaşılır. Bu katta caminin önünde teras biçiminde bir avlu oluşturulmuştur. Beş gözlü son cemaat yeri bu terasa açılır. Son cemaat yerini önden ve iki yandan, kurşun kaplı ahşap çatısı mermer sütunlara oturan bir sundurma sarar. Bu, Sinan’ın orta büyüklükteki birçok camisinde rastlanan ilginç bir uygulamadır.

İbadet mekânının planı yaklaşık 20 m x 27 m boyutlarında enlemesine bir dikdörtgendir. Bu mekânın ortasını, sekizgen bir tabana oturan ve köşelerde tromplarla desteklenmiş bir kubbe örter. Sekizgenin kuzey ve kıble yönündeki köşeleri beden duvarlarına oturur. Doğu ve batı köşelerini ise sekizgen kesitli ikişer fil ayağı taşır. Bu ayakların arkasındaki aynalı tonozla örtülü bölümler de dikdörtgen planın iki yan ucunu doldurur.

Rüstem Paşa Camisi Sinan’ın, kubbesi sekizgen tabana oturan plan şemasını Edirne’deki Selimiye Camisi’nden önce denediği bir cami olmasından başka, çinileriyle de çok ilgi çekicidir. Son cemaat yerinin duvarı, caminin iç duvarları, fil ayakları, bu ayakları birbirine bağlayan sekiz kemerin arasındaki pandantifler, mihrap çevresi, minber külahı baştan aşağı çini levhalarla kaplıdır. Bu levhalar, 16. yüzyılın ikinci yarısında en üstün düzeyine ulaşmış İznik çiniciliğinin çok görkemli ürünleridir.

Rüstem Paşa Camisi 17. ve 18. yüzyıllarda yangın ve depremlerden zarar görmüş ve onarılmıştır. Örneğin bugünkü dalgalı kubbe eteği, 18. yüzyılda dönemin barok beğenisine göre yapılan onarımdan kalmadır.

Muallak Kemer olarak da geçen Mimar Sinan’ın eserlerinden İstanbul Kemerburgaz’daki su kemeri

 

 

Rüstem Paşa Kervansarayı

Edirne’de Eski Cami’nin arkasında, I. Süleyman’ın (Kanuni) sadrazamı Rüstem Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı kervansaray (1560/ 61). Birbirine bitişik iki bölümden oluşan iki katlı bir yapıdır. Batı cephesi üzerinde bulunduğu sokağın kıvrımına uyacak biçimde düzenlenmiştir. Bu cepheyi zemin katta boydan boya dükkânlar kaplar.

Küçük Rüstem Paşa Hanı olarak da anılan güneydeki bölümün ortasında yamuk planlı bir avlu vardır. Sokaktan dükkânların arasındaki bir kapıyla girilen bu avlunun güneyinde develik bölümü (ahır), doğusunda mutfak, kuzeybatı köşesinde de helalar yer alır. Develik bütün güney cepheyi kaplayan, ince uzun bir mekândır, haç kesitli bir sıra ayakla ortasından ikiye ayrılmıştır. Üst katta bütün bu bölümlerin üstünde, önde avluya bakan revaklı bir galeri, arkada odalar vardır.

Yapının kuzeydeki bölümünü oluşturan Büyük Rüstem Paşa Hanı, her iki katta da dikdörtgen bir avlunun çevresindeki revaklarla bunların gerisinde sıralanan odalardan oluşur. Ana girişi sokaktan, dükkânların arasındandır; güneyindeki Küçük Rüstem Paşa Hanı’na da her iki katta birer dehlizle bağlanır.

Rüstem Paşa Kervansarayı onarılarak otel haline getirilmiş (1972) ve başarılı bulunan bu onarımla 1980’de ’nü kazanmıştır.

İstanbul’da Cağaloğlu semtinde I, Süleyman’ın (Kanuni) sadrazamı Rüstem Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı medrese (1550). Planı yaklaşık 43 m kenarlı bir kare biçimindedir. Ortasında, her kenarı üçer gözlü bir revakla sarılı sekizgen bir avlusu vardır. Revakın gerisinde de, gene her kenarda üçer tane olmak üzere kubbeli mekânlar yer alır; yalnız bir kenar boydan boya dershaneye ayrılmıştır. Kubbeli mekânların bazısı medrese hücresidir, bazısı da gerideki bölümlere ulaşmak için geçit olarak kullanılmıştır. Sekizgen ile karenin arasında, köşelerde kalan üçgenlerden üçünün içi kubbeli odalarla doldurulmuş, biri boş bırakılmıştır.

Sen de birkaç kelam et...

Select Language