Rüsumat Emaneti

, , olarak da bilinir, . (1861)

Osmanlı gümrük rejimi Tanzimat’tan önce, sevahil (denizler), sınır ve kara gümrükleri olarak üçe ayrılmıştı. Sevahil gümrükleri ithalat, ihracat ve transit işlemleriyle ilgili gümrüklendirmeleri yapıyordu. İthalatta yüzde 3, ihracatta yüzde 12 oranında gümrük vergisi alınıyordu. Sınır gümrüklerinden olup da ülke sınırlarının genişlemesi sonucunda iç bölgelerde kalan birimlere de kara gümrükleri deniyordu. Ülke içinde bölgeden bölgeye emtia naklinde, iskelelerde ve kapanlarda gümrüklendirme yapılıyordu. Bunlar mastariye, reftiye, müruriye, bab, ihtisab, amediye, kantariye, kalemiye gibi vergilerdi. Osmanlı gümrük ve rüsumat işlemleri çoğunlukla iç gümrük türündendi. 1840’ta, bütün gümrük vergilerinin tek elde toplanması amacıyla ’ne bağlı İstanbul ve Galata Gümrükleri kuruldu. Bu düzenlemenin olumlu sonuç vermemesi üzerine İstanbul bölgesi gümrükleri ile Cidde ve Yemen gümrüklerinin eskisi gibi mültezimlere ihalesi sürdürüldü. 1859’da gümrük işlemleri için özel bir nizamname çıkarıldı. 1861’de ’ne bağlı olarak çalışmak üzere Rüsumat Emaneti kuruldu ve 17 bölge oluşturuldu; bunların her birinin başına nazır denen yöneticiler atandı. Tüccara kolaylık sağlanması için ilk tarifenameler hazırlandı. Tarife kapsamında yer almayan mallar için özel emtia değerlendirme uzmanları görevlendirildi. Tüzük ve genelgelerin çıkarılması, kadroların yeterli düzeye kavuşturulması gibi örgütün önemli sorunları ise Kâni Paşa’nın eminliği sırasında çözüldü. Ama kapitülasyonlar nedeniyle sınır gümrüklerinden beklenen gelir sağlanamadı.

I. Meşrutiyet’in ilanından sonra iç gümrükler kaldırıldı ve sınır gümrüklerine önem verildi. Bu dönemde yolsuzlukların önlenmesi amacıyla beyanname yöntemi uygulandı. Rüsumat Emaneti’nin yerini 1909’da Rüsumat Müdiriyet-i Umumiyesi aldı, o da Cumhuriyet’ten sonra Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne dönüştürüldü.

Sancaktan gelip tahta çıkan son şehzade olan ve I. Süleyman’dan 30 yıl sonra sefere çıkan ilk padişah

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language