Sabır

Sabır (Arapçada “engelleme”, “şiddet”, “toplama”), İslamda güçlükler karşısında gösterilen direnç.

Kuran’da sabır üzerinde önemle durulmuş ve sabredenler övülmüştür. Kuran’a göre Tanrı sabredenlerle birliktedir (Enfal 46) ve sabır insan için en hayırlı davranıştır (Nahl 126). Sabredenler ödüllendirilecek (Yusuf 90) ve düşmanlarının hilelerinden bir zarar görmeyeceklerdir (Al-i İmran 120). Onlar için rahmet ve mağfiret vardır (Bakara 157), gerektiğinde Tanrı’dan sabır ve namazla yardım istenmelidir (Bakara 459). Kuran, genelde ziyan içinde olduğunu belirttiği insanın kurtuluşunu dört koşula bağlar; İman etmek, iyi işler yapmak, hakkı savunmak ve sabretmek (Asr).

Kuran’da sabır sözcüğü geniş bir anlam örgüsü oluşturacak biçimde kullanılır. Bu nedenle İslam bilginleri sabrı çeşitli sınıflandırmalar içinde değerlendirirler. Bir sınıflandırmaya göre sabır, temelde bedenin ve nefsin sabrı olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar da kendi içlerinde zorunlu Ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır. Bedenin ihtiyari sabrı, kişinin, bedenine isteyerek yüklediği zorluklara dayanmasıdır. Bedenin zorunlu sabrı ise dış koşullar ve etkiler karşısında gösterilen dirençtir. Nefsin ihtiyari sabrı, dince yasaklanan, akılca da güzel bulunmayan davranışlardan kaçınmaktır. Nefsin zorunlu sabrı ise, kişinin ulaşamadığı istekler karşısındaki dayanma gücüdür.

Kuzeydoğudan esen rüzgara verilen isim

 

Bir başka sınıflandırmaya göre sabır, dinsel buyrukları yerine getirmekte gösterilen sabır, dinin yasaklarına uymakta gösterilen sabır, kaza ve kader karşısında gösterilen sabır olmak üzere üçe ayrılır. Bu bağlamda sabır, ilişkili olduğu konuya göre anlam kazanır. Örneğin, haram olan kadın-erkek ilişkisinden uzak durmak konusunda gösterilen sabır namusluluk, savaşta sabır kahramanlık, tanıklık ve yargıda sabır adalet anlamını taşır.

Sabır dinsel hükümlere göre farz, mendub, haram, mekruh ve mübah olmak üzere beşe ayrılır. Farz olan sabır, yasaklardan kaçınmaktaki kararlılık, buyrukları yerine getirmekteki titizlik ve belalara dayanma gücüdür. Mendub olan sabır, mekruhlardan kaçınmak, müstahabları yerine getirmek adalet ve eşitlik kuralına uymaktır. Haram olan sabır, zorunluluk durumlarında, örneğin ölüm tehlikesi ortaya çıktığında, normal koşullarda haram olan bir eylemi yapmamakta ısrar etmektir. Mekruh olan sabır, mekruh olan işleri yapmakta direnmek ve müstahab edimlerden kaçınmaktır. Mübah olan sabır ise, kişinin eylemlerinde serbest olduğu alanlarda kendi seçimine göre davranmasıdır.

Mutasavviflara göre sabır, sabr-fillah, sabr-lillah, sabr-maallah ve sabr-anillah olmak üzere dörde ayrılır. Sabr-fillah kötü huyları iyi niteliklere dönüştürmek ve kulluk görevlerini yerine getirmektir. Sabrlillah, bu sabrı kişisel istem ve güçle değil, tanrısal istem ve güçle gerçekleştirmeyi amaçlamaktır. Sabr-maallah, Tanrı’dan gelen manevi hallere (varidat ve feyz) dayanmaktır. Sabr-anillah ise, kulun Tanrı’ya yakınlaştıktan sonra ondan uzaklaşmaya dayanmasıdır.

Sen de birkaç kelam et...

Select Language