Sadaret Kaymakamı

, olarak da bilinir, sefere çıkan Osmanlı sadrazamına İstanbul’da vekâlet eden vezir. Sadaret kaymakamlığına kubbealtı vezirlerinden biri, genellikle de üyelerinin en kıdemlisi olan ikinci vezir getirilirdi. İstanbul’daki sadaret vekiline kaimmakam-ı Asitane ya da İstanbul kaymakamı denirdi. Sadrazam seferdeyken İstanbul dışına çıkan padişahın yanında ayrıca bir ya da rikâb-ı hümayun kaymakamı bulunurdu. 17. yüzyılda padişahlar çoğu zaman Edirne’de oturduklarından, sadrazam İstanbul’dayken bile bir atanırdı. Ama rikâb kaymakamının önemli bir yetkisi yoktu. Yalnızca bostancıbaşı ile sekbanbaşına buyruk verebilir ve başkentteki hükümet çalışmaları konusunda padişaha bilgi sunardı.

Sadaret kaymakamlığına atanan vezir, sadrazamla birlikte padişahın katına girerek kürk giyer, orduyu ve sadrazamı sefere uğurladıktan sonra yönetim yetkilerini kullanmaya başlardı. Ama sadrazamın gittiği bölgeye ilişkin konulara karışamazdı. Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi atamalarını da sadrazam cepheden yapardı. Sadaret kaymakamı, sadrazamın başkanlık ettiği ikindi divanının yerine kurulan kaymakam divanının başkanlığını yapar, ayrıca belirli günlerde Divan-ı Hümayun toplantılarına katılırdı. Aldığı kararlar, rikâb defteri denen özel kütüğe yazılırdı. III. Murad dönemine (1574-95) değin sadaret kaymakamında bir mühr-i hümayun da bulunurdu.

İslam ülkelerinde kızlar için ilköğretim düzeyinin üzerinde ilk resmi öğretim kurumu

 

1828’deki yönetim düzenlemelerinde merkezdeki vezirlerin üstünde bir konum olarak öngörülen sadaret kaymakamlığı, Tanzimat döneminde modern anlamda hükümet organlarının oluşturulmasının ardından kaldırıldı.

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language