Sadaret Kethüdası

, olarak da bilinir, Osmanlı Devleti’nde sadrazamın, iç işlerinden sorumlu birinci derecedeki yardımcısı.

18. yüzyıla değin, sadrazamın özel işleriyle ilgilenmek dışında resmi bir sorumluluğu yoktu. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı döneminde müsteşarlık konumuna getirilerek büyük mansıblardan sayıldı. Divan-ı Hümayun’un işlevini yitirmesi ve Bâbıâli’nin önem kazanmasıyla sadaret kethüdası, “” denen ve aralarında reisülküttab, çavuşbaşı, tezkireci, mektubi ve teşrifatçının da bulunduğu bürokratların şefi durumuna geldi.

Genellikle vezirlerden seçilen sadaret kethüdalarının çoğu sonradan sadrazamlığa atandı. Sadaret kethüdasının başlıca görevleri, kamu yönetiminin en üst düzeydeki işleyişini yönlendirmek, sadarete gelen önemli her belgenin ilk incelemesini yapmak ve konuya ilişkin görüş belirleyerek sadrazama sunmak, Sadaretten çıkacak her yazılı buyruk üzerinde sadrazama danışmanlık etmek, belgelere pençe koymak ve buyruldu şifrelerini hazırlamaktı. Sadrazam, kethüdadan gelen belgelere çekinmeden sah koyabilirdi. Sadaret kethüdalığının yerini 1835’te Umur-ı Mülkiye Nezareti aldı, o da 1837’de Umur-ı Dahiliye ya da oldu.

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 1937’da imzalanan saldırmazlık anlaşması

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language