Saga

Saga, ortaçağ İzlanda edebiyatında bir düzyazı anlatı türü. Terim geniş anlamıyla her türlü düzyazı öykü ya da tarihsel anlatıyı (azizlerin yaşam öyküleri, vakayinameler, Fransız romanlarının düzyazı çevirileri ve her türden dindışı öyküler) belirtir. Dar anlamıyla ise yazarın geçmişi düş gücüne dayanarak yeniden kurguladığı ve belirli estetik ilkelere göre aktardığı efsanevi ve tarihsel öyküler için kullanılır.

Çağdaş araştırmacılar saga türünü bir çok alt gruba ayırır. Bunlar arasında İskandinav krallarının yaşam öykülerini anlatan kral sagaları, konularını mitoloji ve efsanelerden alan sagalar ve âile sagaları olarak da bilinen İzlanda sagaları sayılabilir. Bunların en çok tanınan ve edebi düzeyi en yüksek olanları İzlanda sagalarıdır. Genellikle savaşçı önderlerin kahramanlıklarını anlatan ve daha soylu, seçkin bir zümrenin töre ve inançlarını yansıtan kral sagalarından ya da efsaneye dayalı sagalardan farklı olarak, İzlanda sagaları daha çok çiftçileri ya da toplumsal düzeyi saga okurununkinden daha yüksek olmayan kahramanları konu alır. Yaklaşık 9307’dan 1050’ye değin uzanan Ve saga çağı olarak adlandırılan dönemde İzlanda’daki yaşamı konu edinen bu sagalar, yaklaşık 1190-1320 arasında yazıya geçirilmiştir.

İzlanda dilinde segja’dan (söylemek) gelen saga sözcüğü “söylenen şey, söylence” anlamına gelir. Bu da sözlü geleneğin türün gelişiminde ne kadar büyük önem taşıdığını gösterir. Aslında, önceleri İzlanda sagalarının gerçek yaşama dayanan ve halk arasında kuşaklar boyu kulaktan kulağa aktarıldıktan sonra yazıya geçirilmiş öykülerin derlemeleri olduğu düşünülüyordu. Ama bu görüş bugün büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir. Günümüz araştırmacıları bu yapıtların, kişi ve olayların gerçek ya da hayali olabileceği, tarihsel olgulara bağlılıktan çok sanatsal kaygının önem taşıdığı çağdaş tarihsel roman kavramına daha yakın olduğu inancındadır. Bu yaklaşım İzlanda sagalarının birer tarihsel belge olarak taşıdığı önemi azaltsa da, bu yapıtların eski bir uygarlığın töre ve inançlarını çağdaş okura tanıtan belgeler olduğu gerçeğini reddetmez. Sagalarda yer alan pagan dönemle ilgili bilgilerin birçoğunun doğruluğu tartışmalı olmakla birlikte, bazıları da etnolojinin ve halk biliminin sunduğu verilerle uyum içindedir.

İmkansız bir aşkın ve öç alma duygusunun hikayesini anlatan Zavallı Necdet’in yazarı, romancı

 

İzlanda sagalarında insanlığın durumuna trajik bir bakış egemendir. Kahramanlık idealleri ve sadakat gibi değerler ön plandadır. İntikam, özellikle de kan davası öykünün gelişmesinde belirleyici tol oynar. Düşünceden çok eylem önem taşır; buna bağlı olarak da, çağdaş romanlardan farklı olarak kahramanların davranışlarına yön veren gizli dürtülere ve yazarın bakış açısına pek yer verilmez. Karakter tasvirlerinde ise büyük bir derinlik ve incelik görülür.

İzlanda sagalarının sayısı toplam 30 kadardır. Bunların en tanınmışları, bilinen İzlandalı ortaçağ yazarlarının en ünlüsü ’a (1179-1241) ait olduğu sanılan (Egill’in Sagası), bir kanun kaçağının öyküsü olan (Gisli’nin Sagası), sevdiği adamın ölümüne neden olan ’un öyküsü çevresinde 9. yüzyıl sonundan 11. yüzyıla değin birçok kahraman yetiştirmiş İzlandali bir ailenin trajik tarihini konu alan, 13. yüzyıla ait Laxdaela saga (Laxârdal |Halkının| Sagası) ve birçoklarınca İzlanda sagalarının en iyisi kabul edilen ve kahraman ve oğullarının başına gelenlerin anlatıldığı ’dır (Njâlh’ın Sagası). Bu yapıtların kaleme alındığı sanılan yaklaşık 1230-90 arasındaki dönem, saganın altın çağı sayılır.

Norveç krallarının anlatıldığı kral sagaları, İzlandalıların eski anayurtlarına duyduğu ilgiyi yansıtır. Bu sagaları içeren ilk derlemeler 1200-35 arasına ait yazarı belirsiz Morkinskinna ve Fagrskinna’dır. Bu türü doruğuna ulaştıran yapıt ise, Snorri Sturluson’un efsanevi dönemlerden 1177’ye değin Norveç krallarının tarihini anlatan Heimskringla’sıdır (Dünyanın Gözü).

13. yüzyıla doğru, konularını efsanelerden alan sagalar giderek yaygınlaşmıştır. Tarihsel doğrulara fazla bağlı kalmayan, fantastik ve doğaüstü öğelerle dolu bu sagalar, İzlanda’ya yerleşilmeden önceki Germen ve İskandinav tarihini konu alır. Kahramanları da çoğunlukla efsanevi ya da yarı efsanevi kişilerdir. Çoğu da şövalyeler dönemine ait kahramanlık değerleriyle daha eski çağlara ait Viking ideallerini birleştirir. Genellikle uzak geçmişi yücelterek anlatan ve fornaldar saga (Eski: İzlanda dilinde “”) adıyla bilinen bu sagaların en ünlü örneklerinden biri, Nibelungen efsanelerini konu alan Völsunga saga’dır (y. 1270).

Sen de birkaç kelam et...

Select Language