Sagalassos

, ’nin Göller Yöresi’nde antik kent. Pisidya’dan Pamfilya’ya inen antik yol üzerindeki ’ın tepelerinden birinin üstünde, yolun geçtiği boğaza egemen bir konumdadır.

Kentte 18. yüzyıldan beri çeşitli Avrupalı gezginler inceleme yapmış, en kapsamlı çalışmayı 1884-85’te K. Lanckronski gerçekleştirmiştir. Araştırmaları 1972-74’te R. Fleischer, 1989’te S. Mitchel, 1986’da da M. Weelkens sürdürmüştür.

Sagalassos’ta yaşadığı bilinen en eski halk Solimlerdir. Kent İÖ 546’dan İÖ 334’e değin Perslerin, İÖ 325’e değin Büyük İskender’in egemenliği altında kaldı. Sonra İskender’in komutanlarından o Antigonos’un, onun ölümüyle İÖ. 301’de Lysimakhos” un eline geçti, ardından bütün Küçük Asya ile birlikte Selevkosların sınırları içine girdi. Seleykoslar Roma’ya yenilince Sagalassos da İÖ 188’de ’nın (Bergama) topraklarına katıldı.

Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Karabük iline bağlı tarihi kültürel kent

 

1O 30’larda Sagalassos bölgenin belli başlı kentlerinden biriydi; ilk sikkelerini de bu dönemde bastı. İÖ 25’te Roma Galatya Eyaleti’ni kurunca, Pisidya da buna katıldı. Eyaletteki iki otonom kentten biri Sagalassos’tu. En parlak dönemini İmparator Claudius Gothicus döneminde (İS 268-270) yaşadı. Roma’nın ikiye bölünmesinden (395) sonra Doğu Roma sınırları içinde kalan Pisidya, 5. yüzyılda piskoposluk merkezi oldu. 10. yüzyılda VI. Konstantinos Porphyrogennetos döneminde Kibyraioton Theması içine alındı.

Sagalassos antik dağ kentlerinin iyi bir örneğidir. Güney-kuzey doğrultusundaki bir ana aks çevresinde cadde ve sokaklarla bir ızgara plan oluşturulmuş, yapıların yerleştirilmesinde araziye uyulmuştur. Kentin üstünde kurulu bulunduğu “T” biçimindeki üç kollu terası kuzeyden sarp bir kayalık sınırlar. Genişliği 200-300 m kadar olan bu terasın orta kolu güneye doğru kademe kademe alçalarak sarp bir kayalıkla son bulur, yan kollar ise kayalığın eteğinde doğuya ve batıya doğru uzanır. Güney terasının ucunu bir sur çevreler. Bu sur aynı zamanda ’nın terası için de destek duvarı görevi yapar. Bir alanı içinde yer alan iki sıra sütunla çevrilidir (dipteros). Tapınaktan başlayan sütunlu caddenin sonunda kabartma ve sütunlarla süslü bir gymnasion ile yer alır. ’nın sağında ve solunda büyük kamu yapıları vardır. Nymphaion’un kuzeyinde yükselir. Kentteki bir başka önemli dinsel yapı da 2. yüzyılda yapılmış olan dır. ’nın batısındaki tapınağın üstüne daha sonra bir kilise inşa edilmiştir. ’dan çıkan yol gymnasion’un yanından geçerek kuzeye, kentin büyük kapısına doğru uzanır. Yolun sonunda İmparator II. Claudius Gothicus döneminden kalma vardır. Kuzeydoğudaki tepenin yamacında kentin en büyük yapısı olan tiyatro yükselir. Kentteki konutların yeri kesin olarak belirlenememiş, son yıllardaki araştırmalarda İÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir ve bir bouleterion saptanmıştır. Kentin çevresindeki yamaç ve kayalara oyulmuş mezarlar vardır.

 

 

Sen de birkaç kelam et...

Select Language