Yidiş Edebiyatı

edebiyatı, Aşkenazilerin dilinde yazdıkları edebiyat yapıtlarının tümü. Eski çağlara ait birçok belge kaybolduğu ya da yok edildiği için, edebiyatının başlangıç yılları tam olarak açığa kavuşmamıştır. Kesin olarak tarihlendirilen en eski belgeler, bazı özel adlar (1096), uyaklı bir dua (1272) ile Mısırda bulunan ve Hz. İbrahim, Hz. Yusuf ve Hz. Musa hakkındaki Yahudi öyküleriyle adlı Almanca metnin ilk çevirilerinden birini içeren Cambridge Yazması’dır (1382). Din dışı edebiyattan yapılan öteki uyarlamalar arasında, Arthur efsanelerinin bir uyarlamasıyla eski edebiyatının en büyük yapıtı sayılan vardır. Eliya Levita’nın 1507’de İtalya’da yazdığı, 1541’de yayımlanan Anglonorman chanson de geste’i (kahramanlık şarkısı) ’un birçok İtalyanca çevirisinden birinin uyarlamasıdır ve Germen dillerinde İtalyan kıta biçimi ’yla yazılmış ilk yapıttır. Tevrat’ın Samuel ve Krallar kitaplarının Yidiş uyarlamaları ise geleneksel temalarla Avrupa edebiyatına özgü biçimleri bir araya getirir. Yazmaları yaygın olarak elden ele dolaşan bu yapıtlar, 1540’larda basılmıştır. Aynı dönemde Tevrat’ın ilk beş kitabını oluşturan Tora’nın çevirileri, Yahudi ahlakı üzerine risaleler, sözlükler ve tarih kitapları da yayımlanmış ve Avrupa’daki arasında yaygınlıkla okunmuştur. , 1534 tarihli bir Tevrat konkordansıdır. Bundan önce de 1526’da Prag’da yayımlanan bir Haggada’ya alınmış, Pesah’la ilgili Yidiş dilinde bir şiir vardır.

16.yüzyıl sonundan 18. Yüzyılın sonuna değin Yidiş edebiyatının başlıca malzemesi Yahudi halk kültürü, efsaneleri, etik ve ahlakıydı. İlk basımı 1602’de Basel’de yapılan Maase Buh gibi yapıtlar, yüzyıllar boyunca kulaktan kulağa aktarılan öyküleri bir araya getiriyordu. En sevilen ve en çok basılan yapıt, Polonya’nın Janow kentinden Yaakov ben Yitshak Aşkenazi’nin yazdığı Tseno Ureno’ydu; yapıtın kaybolan ilk basımı 1608’de Prag’da yayımlanmıştı. Yidiş edebiyatının üslubunu kuşaklar boyunca etkileyen bu yapıt, Tora’nın Yidiş uyarlaması temelinde efsanelere, ahlak kurallarına ve hahamların yorumlarına yer veriyordu. Tevrat’ın tamamının ilk Yidiş çevirileri, 1670’lerin sonlarında Amsterdam’da iki rakip yayımcı tarafından hemen hemen aynı zamanda yayımlandı. Eski Yidiş edebiyatının öteki önemli türleri ise tarihsel şarkı ve oyunlardı.

18. yüzyıl sonuna değin kullanılan yazılı Yidiş, Orta Avrupa’da konuşulan Batı Yidiş lehçelerinin yarı standart biçimine dayanıyordu. Ama 18. yüzyılda Orta Avrupa’daki Aşkenazi kültürü çözülmeye başladı. Bunun bir nedeni, Almanca konuşan ülkelerdeki Yahudi nüfusun Almanlaştırılmasını savunan Moses Mendelssohn ve çevresinin Berlin’de başlattığı Haskala adlı aydınlanma hareketiydi. Bu, batıda gelişen Yidiş edebiyatının da sonuna işaret ediyordu; nitekim bu dönemde aydınlanma hareketinin etkisini yansıtan birkaç yergili oyun dışında pek bir ürün verilmedi. Öte yanda, Doğu Avrupa’da Yidiş konuşan nüfusun sayısı milyonları bulmuştu. Mistisizme ağırlık veren ve tek tek insanları ruhsal açıdan yücelten Hasidilik() akımının ortaya çıkmasıyla da Doğu Yidiş lehçelerinde üretilen edebiyat canlandı. Polonya, Ukrayna, Litvanya ve komşu bölgelerde konuşulan ve günümüze değin Yidiş konuşma dilini oluşturan Doğu Yidiş lehçelerindeki ilk önemli yapıt, Bratslawlı Nahman’ın, ölümünden sonra 1819’te yayımlanan mucize öyküleriydi. Gene Doğu Avrupa’da, Yahudilerin Avrupa kültürüyle bütünleşmelerinden ve aydınlanmadan yana olan Haskala akımı savunucuları da Hasidiliğe yönelik eleştirilerinde Yidiş dilini kullanmaya başladılar. Böylece, Hasidilik kadar ona karşı çıkan aydınlanma yanlıları da bilinçli olarak ya da fark etmeden Doğu Yidiş edebiyatının ortaya çıkmasında etkili oldu.

İbranice ve Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri

 

Çağdaş Yidiş edebiyatının kurucusu, Mendele Moher Seforim’dir. Önceleri modernleşme ve aydınlanmadan yana olan Mendele zamanla bu görüşlerini bir yana bırakarak Doğu Avrupa Yahudilerinin gerçekçi portrelerini çizen, alegori ve yergi açısından güçlü yapıtlar verdi. Çeşitli Doğu Yidiş lehçelerinden aldığı öğeleri bir araya getirerek oluşturduğu edebiyat diliyle de günümüz Yidiş edebiyatının dilini oluşturdu. Mendele’yle birlikte çağdaş Yidiş edebiyatının klasik döneminin üç büyük temsilcisi sayılan öteki yazarlar ise Şolem Aleyhem ile Yitshak Leyb Perets’di. Yidiş edebiyatının önde gelen mizah yazarlarından Aleyhem, yapıtlarıyla Fiddler on ihe Roof (1964; Damdaki Kemancı) adlı popüler müzikale de esin kaynağı oldu. Simgeci Perets ise, geleneksel Hasidi mistisizmini romantik bir bakışla kaynaştırarak Yidiş edebiyatını Avrupa edebiyatının ana akımlarına yaklaştırdı.

Yidiş edebiyatı, 1. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, hem anayurdu olan Doğu Avrupa’da hem de ABD’de yeni bir çizgide gelişti. Polonya, SSCB ve ABD’de yetişen yeni yazarlar, 19. yüzyıl sonuyla 20. yüzyılın başında her iki kıtada da üretilen siyasal ve toplumsal ağırlıklı edebiyattan koparak Yidiş dilinin olanaklarını araştırmaya giriştiler. Böylece Yidiş edebiyatı 1. ve 11. Dünya savaşı arasındaki yıllarda büyük bir dünya edebiyatı niteliğini kazandı. ABD’de mistik yapıtları ve oyunlarıyla H. Leivick, deneysel şiirleriyle 1. J. Schwartz, Zisha Landau ve Menke Katz, Doğu Avrupa’da gelişen dışavurumculuk ve simgeciliğe yeni ürünlerle katkıda bulundular. Düzyazı alanında ise izlenimci öyküleriyle L. Shapiro kendine tartışmasız bir yer edindi. 7The Brothers Ashkenazi’nin (1936; Aşkenazi Kardeşler) yazarı romancı İsrael Joshua Singer ile kendisi gibi romancı olan küçük kardeşi, 1978 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Isaac Bashevis Singer, New York’un Yidiş edebiyatının en önemli merkezi haline gelmesine katkıda bulundular.

Yidiş edebiyatının bazı önde gelen yazarları da 1920’lerde SSCB’de yetişti. Bunlar arasında şair ve modernist düzyazı ustası Moyşe Kulbak, romancı David Bergelson ve simgeci Der Nister (Pinhes Kahanoviç) sayılabilir. Ama devletin yazma özgürlüğünü bastırması ve birçok Aşkenazi yazarın öldürülmesi, özellikle de Moskova’daki Lubianka Cezaevi’nde yatan 24 yazarın 1952’de kurşuna dizilmesi, Aşkenazi edebiyatının SSCB”deki zengin gelişimini durdurdu. Canlı bir yayın yaşamına ve edebiyatın bütün dallarında hızlı bir gelişmeye sahne olan Polonya, Litvanya, Romanya ve komşu bölgelerdeki önemli edebiyat merkezleri de Nazilerin saldırısına uğradı ve bu bölgelerde büyük çoğunluğu Yidiş konuşan 6 milyon Yahudi öldürüldü.

Aşkenazi yazarlar Hurban’dan sonraki yıllarda modernist akımlara yönelmeyi ve Avrupa edebiyatının ana akımlarıyla bağlarını güçlendirmeyi sürdürdüler. Bir yandan da Yahudi kültüründeki köklerine dönerek, bir zamanlar Doğu Avrupa’da kurulan Yahudi köylerinin () öyküsü ile Kuzey Amerika ve İsrail başta olmak üzere Batı Avrupa, Güney Amerika, Güney Afrika ve Avustralya’daki büyük kent yaşamını bir senteze ulaştırmaya çalıştılar. Artık yaşlanmakta olan Doğu Avrupa doğumlu Aşkenazi yazarlar yeni bir edebiyatçı kuşağının hazırlayıcısı olamadılarsa da, 1980’lerde Montreal’de Leybi Botvinik, Paris’te Pinye Fögel ve Oxford’da Elinor Robinson gibi bazı yetenekli genç yazarlar yetişti.

No Responses

  1. uzman06 Ekim 9, 2019

Sen de birkaç kelam et...

five × 5 =

Select Language