Zerdüşt

Zerdüşt, dininin kurucusudur. Bazı akademisyenlere göre gerçek adı ’dır. Zerdüşt’ün İranlı olduğu bilinse de doğum yeri hakkında ortak bir kanı yoktur (d. İÖ y. 628, büyük olasılıkla Rhages, İran – ö. y. 551).

Günümüzde İran’da hemen hiç rastlanmayan , Hindistan’daki Parsiler arasında etkisini sürdürmektedir. Zerdüşt, dinler tarihinde başlıca iki açıdan önem taşır. Bir yandan Yakındoğu ile Akdeniz bölgesinin Helenistik döneme (İÖ 323-30) özgü gizli bilimleri ve büyü uygulamalarıyla bağlantılı olduğuna inanılan efsanevi bir kişiliğe dönüşmüş, öbür yandan da Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamın temeli olan Tanrı’nın birliği kavramına dayalı öğretisiyle Batılı araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Zerdüşt’ün ya da eski İran düşüncesinin Yunan, Roma ve Yahudi düşüncelerini bütünüyle etkilediği savı tartışmalı olsa bile, Zerdüşt’ün dinsel düşüncelerinin yaygın etkisini görmezden gelmek olanaksızdır.

Zerdüşt dinini inceleyenlerin karşılaştığı sorunların başında, bu dinin ne oranda Zerdüşt’ün bağlı olduğu kabilenin dininden, ne oranda da onun kendi görüşlerinden ve yaratıcılığından kaynaklandığını saptayabilmek gelir. Sasaniler dönemindeki (İS 224651) Mazdekçiliğin ne ölçüde Zerdüşt’ün öğretilerine dayandığı bir başka tartışma konusudur. Zerdüşt dininin kutsal kitabı Avesta, bu kitabın önemli bir bölümünü oluşturan ’lar (Zerdüşt’ün sözleri olduğu sanılan şarkı ya da ilahiler), Pehlevi dilindeki dinsel metinler Bundahishn ile Denkart ve çeşitli Yunanlı yazarların yapıtları gibi kaynakların Zerdüşt’ün görüşlerini ne ölçüde doğru yansıttığı da gene tartışmalıdır.

Academie Française’e seçilen ilk kadın üye

 

Zerdüşt’ün yaşamıyla ilgili bilgiler de yetersizdir ve çoğunlukla efsanelere ya da tahminlere dayanır. Zerdüştçü inanışta, peygamberin “İskender’den 258 yıl önce” ortaya çıktığı kabul edilir. Büyük İskender, Ahameniş hanedanının (İÖ 959-330) merkezi Parsa’yı (Persepolis) İÖ 330’da fethettiğine göre Zerdüşt, Aral Gölünün güneyindeki Harezm’in kralı olduğu sanılan Viştaspa’ya kendi dinini İÖ 588’de benimsetmiş olmalıdır. O sırada 40 yaşında olduğu yolundaki inanç veri alınırsa, doğum tarihinin İÖ 628 olması gerekir.

Günümüze ulaşmış bilgilere göre Zerdüşt, Spitamalar adıyla bilinen mütevazı bir soylu ailesinin oğluydu. Media’da, daha çok yerleşik hayvancılık yapılan kırsal bir bölgede doğmuştu. Sık sık yerleşik topluluklara saldıran göçebeler Zerdüşt’ün gözünde yerleşik düzene düşman zorbalardı; onları “Yalanın peşinden gidenler” (dregyani) olarak anıyordu. Büyük olasılıkla bir rahipti, Bilge Tanrı ’dan gelen vahiyle gerçeği yaymak ve öğretmekle görevlendirilmişti. Peygamberlik ettiği bölgelerde siyasal ve dinsel otoritenin baskısıyla karşılaştığı kuşkusuzdur. Ama bu baskıların doğup büyüdüğü bölgeden mi, yoksa Viştaspa’nın onun dinini benimsemesinden önce Harezm’den mi kaynaklandığı belirsizdir.

Kendisine vahyedilen gerçeğe sonuna kadar güvenen Zerdüşt çok tanrılı eski İran dinini yıkmaya çalışmamış, ama Ahura Mazda’yı ölümsüzlük ve sonsuz mutluluğun geçerli olduğu hak ve doğruluk. ülkesinin odağına yerleştirmiştir. Onun amacı toplumsal ve ekonomik değerler temelinde eski İran dinini yeniden biçimlendirmektir. Öğretilerinin temelini, en yüce tanrı Ahura Mazda oluşturur; tapınılacak tek tanrı Ahura Mazda’dır. Gatha’lara göre o göklerin ve yerin, başka bir deyişle maddi olan ve olmayan dünyaların yaratıcısıdır. Birbirini izleyen karanlıkla aydınlığın kaynağı, evrensel adaletin yaratıcısı ve doğanın merkezi, ahlaki düzenin kurucusu ve tüm dünyanın yargıcıdır. Hindu dininin kutsal metinleri olan ve Gatha’larlajaynı arkajplanı yansıtan Vedalardaki çoktanrıcı öğelere Zerdüşt dininde hiç rastlanmaz. Örneğin Ahura Mazda’nın hükümranlığını paylaşan bir tanrıça yoktur. Ama Ahura Mazda’nın çevresinde, sonraki Avesta metinlerinde ameşa spenta (iyiliksever ölümsüz) adıyla anılan altı göksel varlık yer alır.

Gatha’larda sık sık adı geçen ameşa spentaların, Zerdüşt’ün düşüncelerini ve tanrı kavramını belirlediği söylenebilir. Gaha’lara göre Ahura Mazda, Spenta Mainyu’nun (İyi Ruh) yanı sıra ameşa spenta’lardan (Doğruluk ya da Kusursuz Düzen), Vohu Manah (İyi Akıl) ve ’nin (iyiliksever Bağlılık) babasıdır. Obür üç ameşa spenta olan (Yararlı Egemenlik), Haurvatat (Bütünlük ya da Kusursuzluk) ve Ameretat (Ölümsüzlük) ise Ahura Mazda’ya yakıştırılan niteliklerin kişileşmesidir. Ama öbür ameşa spenta’lar gibi bu üç varlık da Ahura Mazda tarafından yaratılmış olabilir.

Ameşa spenta’ların simgelediği iyi nitelikleri Ahura Mazda’ya inananlar da edinebilir. Bu da tanrılar ve insanlar için aynı ahlak kurallarının geçerli olduğunu gösterir. Ameşa spenta’lar tanrısal düzenin işleyişini yansıttıkları ve Bilge Tanrı’yı izleyenleri birbirine bağlayan düzeni oluşturdukları için Ahura Mazda’nın dünyasıyla ona inananların (aşavan) dünyası birbirine yaklaşmış olur. Zerdüşt dininin önemli bir öğesini oluşturan kıyamet ve ahiret öğretisi, geleceğin hükümranlığını simgeleyen ve hep “Yararlı” nitelemesiyle birlikte kullanılan Khshathra (Egemenlik) kavramıyla dile getirilir.

Bilge Tanrı’nın karşısında kötülüğü simgeleyen Ehrimen, Zerdüşt dininin dualist (ikici) yanını oluşturur. Ehrimen’in peşinden gidenler de, özgür iradeleriyle onu seçtikleri için kötü sayılır. Bu ahlaki dualizmin kökleri, Zerdüştün kozmolojisinde yatar. Ona göre başlangıçta, Gatha’lardaki deyişle “yaşam ile yaşam olmayan” arasında seçim yapma özgürlüğü bulunan iki ruh karşı karşıya gelmiştir. Bu ilk seçim, iyilik ve kötülük ilkelerinin kaynağıdır. Adalet ve Hakikatın Egemenliği iyilik ilkesiyle, Yalanın (Druc) Egemenliği ise kötülük ilkesiyle ilişkilendirilir. Yalanın ülkesi, deva adlı eski Hint-İran tanrılarından türemiş olan daeva’larla (kötü cinler) doludur. Kendi iradeleri ve kararlarıyla iki karşıt ilkeye dönüşen iki ruhu da Ahura Mazda’nın yaratmış olması, kozmogonik ve ahlaki dualizmine karşın Zerdüşt dininin tektanrıcı niteliğini korumasını sağlamıştır.

Bilge Tanrı’nın, ameşa spenta’ların yardımıyla sonunda kötü ruhu alt edeceği inancı, kozmik ve etik düzlemlerde dualizmin sona ereceği anlamını içerir. Bu yönüyle de Zerdüşt’ün gerçekleştirdiği en önemli dinsel dönüşümdür. Ama dualist anlayış, Zerdüşt sonrası dönemlerde yeniden önem kazanmış, artık Ormazd ya da Hürmüz (Yaratıcı) olarak anılan Ahura Mazda’nın Ehrimen’le eşit konumda görülmesine neden olmuştur. Buna göre zamanın başlangıcında dünya, biri iyinin, öteki kötünün egemenliği altında bulunan iki alana bölünmüştür. Her insan bunlar arasında bir seçim yapmak zorundadır; kendi iradesi doğrultusunda ya Bilge Tanrı’yı ve onun egemenliğini ya da Yalan ülkesinde hüküm süren Ehrimen’i seçecektir. Aynı durum, kendi seçimleriyle iyi ya da kötü olan ruhsal varlıklar için de geçerliydi.

İnsanın karar verme özgürlüğü, kendi yazgısını belirlemesi ve ondan sorumlu olması sonucunu doğurmuştur. Doğru insanın (aşayan) ödülü, sonsuz dürüstlük ve ölümsüzlüktür. Yalanın yanında yer alanlarsa, yalnızca Bilge Tanrı tarafından yargılanıp cezalandırılmakla kalmayacak, kendi vicdanınca da mahküm edilecektir. Bu insanların ölümden sonra sürdüreceği varoluş biçimi, Hıristiyanlık ve İslamdaki Cehennem kavramıyla bir ölçüde çakışır. Avesta inancına göre insan bir kez seçimini yaptıktan sonra geri dönüş yoktur. Dolayısıyla dünya, birbiriyle savaş durumundaki iki topluluğun oluşturduğu iki karşıt kutup olarak algılanır. Hayvan yetiştirerek belirli bir toplumsal düzeni koruyan yerleşik çobanlarla çiftçiler, Bilge Tanrı’nın yanında yer alır. Hırsızlık yaparak geçimlerini sağlayan göçebeler ise Yalan’ın yanındadır.

Gatha’lar, Zerdüşt’ün kıyamet ve ahiretle ilgili öğretisini de açıklar. Bu ilahilerin hemen her dizesinde ölümden sonra insanı nelerin beklediğinden söz edilir. Bu dünyadaki yaşam, ölümden sonraki varoluşla bire bir ilişkilidir: Bilge Tanrı, tüm iyi davranış, söz ve düşünceleri ödüllendirip kötülerini cezalandıracaktır. Ahiret öğretisinde ise ölenlerin ruhlarının; herkeste korku ve kaygı uyandiran Karşılık Köprüsü’nden () geçeceği belirtilir. Ahura Mazda’nın yargısından sonra iyi ruhlar sonsuz mutluluk ve ışık ülkesine, kötü ruhlar da korku ve karanlık ülkesine gönderilecektir. Bunun da ötesinde Zerdüşt, görünür dünyanın bir sonu olduğunu “yaratılışta son bir evre” bulunduğunu bildirir. Bu son evrede Ehrimen yok edilecek, dünya kusursuz biçimde yeniden kurulacak ve bu yeni dünyaya yerleşen iyiler sonsuz bir mutluluk içinde yaşayacaktır. Zerdüşt dininin sonraki dönemlerinde ise bir diriliş öğretisi ortaya çıkmıştır; bunun da bazı köklerine Gaihalarda rastlanabilir. Buna göre, ölülerin dirilmesi ve dünyanın yenilenmesiyle Bilge Tanrının yandaşlarına son vaadi de gerçekleşmiş olacaktır.

Zerdüşt, Ehrimen’e ve yandaşı daeva’lara kurban adanmasını kesinlikle yasakladı. Bu yasağın nedenlerinden biri de olasılıkla kurban törenlerinin ve bu törenlerde kutsal bitki haoma’dan hazırlanan içkiler içilmesinin yol açtığı taşkınlıklardı. Bazı bilginlerin ileri sürdüğüne göre Zerdüşt hayvan kurban etme törenlerini bütünüyle kaldırmamış, yalnızca bu törenlerin bir parçası olan içkili şenlikleri yasaklamıştı. Eskiden kalma ateş kültüne ise dokunmadı. Çeşitli ayinleriyle bu kült, ruhban sınıfı oluşturan magus’ lar tarafından daha sonra geliştirilerek kesin kurallara bağlandı. Bu kültün merkezini oluşturan Ateş Tapınağı’ndaki sonsuz ateş, rahiplerin ibadeti ve haoma kurban törenleriyle ilişkisini hep korudu.

Zerdüşt, Kral Viştaspa’ya kendi dinini benimsettikten sonra onun sarayında kalarak inancını yüksek devlet görevlileri arasında da yaydı, kızlarından birini de kralın vezirlerinden ile evlendirdi. Ölümünden sonra birçok efsane ortaya çıktı. Bu efsanelere göre, onun doğumuyla dünyayı büyük bir sevinç kaplamış, Zerdüşt kendi dinini birçok halka ulaştırmış, kutsal ateşler yakmış ve kutsal bir savaşta çarpışmıştı. Yunanlılara göre filozof, matematikçi, müneccim ya da büyücü; Yahudilerle Hıristiyanlara göre ise müneccim, büyücü, peygamber ya da heretiklerin başıydı. Zerdüşt’ün kişiliği ve öğretisi ancak 18. yüzyıldan sonra gerçekten bilimsel araştırmaların konusu oldu.

 

No Responses

  1. Hüseyin Aktan 5 Ekim 2019

Sen de birkaç kelam et...

Select Language